
Sign up to save your podcasts
Or


Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Hayati İnanç, Yunus Emre Hazretlerinin "Gelin Bugün Yanalım" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 19:33'te MyMecra'da. Hayati İnanç'ın bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; Gelün bugün yanalum yarın yanmamagıçün Ölelüm ölmeziken yine ölmemegiçün Tartalum günâhumuz artduralum âhumuz İdelüm hisâbumuz hisâb olmamagiçün Erenlere gidelüm eteklerin tutalum Bugün eyle idelüm yolda kalmamagiçün Bak göresin dünyeye geldügüni bil neye İş bu fânî dünyeye magrûr olmamagiçün Yûnus yok dünyâ tadı çün kim fânîymiş adı Muhammed zindân didi biz şâd olmamagiçün Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de "Hayvanların Dilini Öğrenmek İsteyen Adam" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikaye; Bir gün Hz. Musa'ya genç bir adam geldi. - Ey Musa! Bana hayvanların dilini öğret. Bu şekilde kur-dun-kuşun sözlerini duyayım da, dinime ait işlerde ibret sahibi olayım. Bakıyorum da bütün insanlar ekmek, su, şan, şeref, makam, mevkî ve karın doyurmaktan başka şey konuşmuyorlar. Belki hayvanlar alemi insanlardan daha farklıdır. Dünyadan göçme zamanına ait bilgi ve tecrübeler vardır, dedi. Hz. Musa genç adama: - Git! Bu isteğinden vazgeç. Bu istek her zaman tehlike getirir. İbret almayı ve uyanmayı kitaptan, sözden, harften ve dudaktan değil, Allah'tan iste, diye tavsiyede bulundu. Hz. Musa'nın kendisine istediğini vermemesi, tam tersine engellemesi adamın isteğini iyice artırdı. Zaten insan men edildiği şeye istekli olur. Yasak, arzu uyandırır, derler. Genç adam bir müddet sonra Hz. Musa'nın karşısına tekrar çıktı. Türlü diller dökerek: - Ey Musa! Dünya ve içindekiler senin nurunla kıymet buldu. Sen öyle cömert ve istekleri kabul eden birisin ki benim bu isteğimi geri çevirmek senin gibi kerim ve cömert birine yakışmaz. Sen ki”Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü kafirlerden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez” diyen Cenab-ı Hakk'ın halifesisin. Eğer benim ümidimi boşa giderirsen, isteğimi yerine getirmezsen beni üzersin, diye ısrar etti. Hz. Musa adamın bu tavrı karşısında Rabbiyle konuştu. Çünkü Hz. Musa'nın bir özelliği de kelim olması, yani Allah ile konuşmasıdır. Hz. Musa: - Yâ Rabbi! Bu eğriyi doğrudan ayıramayan ve nasihat da dinlemeyen adamı şeytan esir etmiş. İstediğini yaptırtıyor. Şimdi ben ona istediğini öğretirsem ona bu öğrendiğinin zararı dokunacak. Eğer öğretmezsem kalbi bana karşı kötü duygular besleyecek, dedi. Cenab-ı Hakk: - Ey Musa! Öğret. Çünkü biz lütuf ve keremimizden, hiçbir duayı reddetmeyiz. Hz. Musa: -Ya Rabbi! Ya öğreneceği bilgiler, onun zararına olursa? Bazen insanın her şeye gücünün yetmediğini bilmesi onun için en güzel sermaye olmaz mı? diye adamın isteğinin iyi olmadığı hakkında Allahü Teâlâ ile konuştu. Cenab-ı Hak: - Ey Musa! Sen onun istediğini yap, dedi. Hz. Musa, o adama bir kez daha öğüt vermeyi denedi: - Aman dikkat et! İsteğinde ısrarlı olma! İstediğin şey, senin zararına olacaktır. Vazgeç bundan. Allah'tan kork. Şeytan seni aldatmış. Soruda ve istekte aşırı gidersen hoşlanmayacağın şeyler olabilir, dedi. Adam bu sefer: - Bari, şu kapıda oturan köpeğin ve tavuğun dillerini olsun öğret, diye yalvardı. Hz. Musa bu aşırı ısrar karşısında adamın teklifini kabul etti: - Haydi git! Allah'ın lütfü erişti. Bu ikisinin dillerini anlayabileceksin, dedi. Adam sevinerek gitti... Sabah olunca, kahvaltıdan sonra hizmetçi sofrayı silkti. Sofra bezinden bir parça bayat ekmek düştü. Adam,”acaba isteğim oldu mu?” diye kapı eşiğinde durdu ve hayvanları dinlemeye başladı. Düşen kuru ekmek parçasını, horoz çabucak kaptı. Köpek horoza: - Sen buğday da yiyebiliyorsun. Ben ise, yiyemiyorum. Bu şekilde ekmek parçasını kapman bana zulüm olmadı mı? Sen kısmetimi elimden aldın, diye çıkıştı. Horoz: - Merak etme, köpek kardeş. Allah sana bu ekmek parçasına karşılık daha güzel şeyler verecek... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde Hangi kitapları okumalıyız? Nasıl okuduğumuz önemli mi? sorularını cevaplıyor. Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı; Serdar Tuncer: Ümmet-i Muhammed'in bir derdi var. Bazen diyorlar ki abi hangi kitapları okuyalım? Böyle denildiği vakit ben pek kitap tavsiye edemem bunun sebepleri var... Soru 1; bu şekilde bana ne kitap okumamı tavsiye edersin sorusu sorulur mu? Soru 2; böyle sorana kitap tavsiye edilmesi doğru bir şey mi? Soru 3; peki biz neyi okumalıyız? Soru 4; nasıl okuduğumuz önemli midir? Buyursunlar abicim... Savaş Şafak Barkçin: Şimdi birincisi gençler bana da soruyor; Hocam kitap listeniz var mı? Okuma listeniz var mı? Bazı tabi arkadaşlar 150 kitaplık liste var, 100 kitaplık liste var, kimisi 10 kitaplık liste var bunları görüyorum yani... Valla açıkça şunu söyleyeyim, belki kendimden bildiğim için söylüyorum ben böyle bir şeyi kendim çok arzu etmem, bana yapılmasını arzu etmem o yüzden gençlere de diyorum ki; valla abicim ne okursanız okuyun ama mutla bir Akaid kitabı okuyun, Akaid kitabı bulamıyorsanız en azından İlmhal'in ilk başı kısmı itikat kısmıdır Ömer Nasuhi Bilmen merhumun onu okuyun çünkü müslümanız diyoruz ama Allah kimdir, sıfatları nedir, Resulullah Efendimiz kimdir, Kur'an nedir, Sünnet ne demektir? bunları açıkçası çok net bilmiyoruz, burada çok gol yediğimizi görüyorum o yüzden temel olarak ben şöyle diyorum; Akaid kitapları, iki adamların kitapları, adam olmuş adamların kitapları, insan olmuş insanların kitapları, alemi okumuş, kendilerini okumuş insanların kitapları... Bunu neden diyorum? Şundan dolayı... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde İnşirah Suresi'ni anlatıyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları söyledi; Allah cümle gönüllere ferahlık versin. Bu duayı fiil haline getirebilmek için de bize İnşirah Suresi'nin ihtiva ettiği tercüme ve tefsir manalarını değil tesirini ve tabi okumayı nasip etsin... Dünyada ferahlık hissettiğimiz, pek ferahladığımız haller, zamanlar var dimi? İşte o İnşirah Suresi'nden... Bizim gönlümüzü ferahlatan, sadrımızı şerh eden de Rabbimizdir. Ve, bu üçleme yani bir şeyi üç defa söylemek filan işte ilkokuldayken çocuklar Allah'ın hakkı üçtür falan filan der... Buna bazıları Hristiyanlıktaki üçleme ile karıştırarak aman yapmayın filan derler yanlıştır bu. Hristiyanlar bir şeyi yapıyor diye onlara benzemek kastı olmaksızın bizim de yapmamızın sebebi onları taklit etmek değildir çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hazretleri dikkat çekmek istediği bir konu, bir mevzu, bir hal olunca 3 defa söylerlerdi... İnşirah Suresi'nde her zorluktan sonra bir kolaylık vardır iki defa söylenmiş. Şimdi iki defa ayette var, bir de Resulullah söylüyor oluyor üç... İşte sıkıldığımız zaman ki dünyada sıkılmadan durmak mümkün değildir çünkü asli vatanından ayrısın onun için Hazreti Mevlana Mesnevi-i Şerif'in başında öyle şikayet ediyor; Ney'i dinle. Dinledim de ne yapıyor? Ayrılıklardan hikayet ediyor ve bu ayrılık onu üzüyor, bu ayrılık benim bağrımı dilim dilim kesti onları anlatıyorum. Nedir o ayrılık? Asli vatandan ayrılık. Hepimiz dünya misafirhanesinde hepimiz göçmeniz. Bu misafirlik bir gün sona erecek, bir başka misafirhaneye, ahiret alemine geçeceğiz. O misafirlikte kıyametle bitecek. Ebedi hayat, asli vatan orası bunlar merhale... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Ekrem Demirli, Yunus Emre Hazretlerinin "Hakk Çalabım" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 21:33'te MyMecra'da. Ekrem Demirli'nin bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; Hak Çalab'um Hak Çalab'um sencileyin yok Çalab'um Günâhluyam yarlıgagıl iy rahmeti çok Çalab'um Kullar senün sen kullarun günâhları çok bunlarun Uçmaguna sal bunları binsünler Burâk Çalab'um Ben eydürem kim iy Ganî nedür bu derdün dermânı Zinhâr esirgeme beni ‘ışk odına yak Çalab'um Ne yohsul u ne baydasın ne köşk ü sarâylardasın Girdün miskînler gönline idindün turak Çalab'um Kogıl beni hoş yanayın kül oluban uşanayın Ol sevdügün Muhammed'e olayın çerâk Çalab'un Ne ‘ilmüm var ne tâ‘atüm ne gücüm var ne tâkatüm Meger kıla ‘inâyetün yüzümüzi ak Çalab'um Yûnus'ı sen yarlıgagıl bu günâhlu kullarıla Eger yarlıgamazısan key katı firâk Çalab'um Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde duayı anlatıyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Davete icabet sünnet değil farzdır. Çünkü Allah ayet-i kerimede "Siz beni dua ile davet ederseniz ben icabet ederim" buyuruyor. Yine ayet-i kerime ile sabit ki "Yeryüzünde Allah'ın halifesiyiz" denlisi densizi, dinlisi dinsizi herkes Allah'ın halifesidir. Halife, kendisini halife tayin edenin ahlakı ile ahlaklanmalıdır, bu da genel bir kaidedir. Öyleyse Allah davete icabet ediyor ise halifelerinin de davete icabet etmeleri farz hükmündedir... Kainat dua üzerine döner diye de bir söz var. Bu duanın ehemmiyetini gösterir. Şimdi, yeryüzünde din olarak kabul edilmiş bir takım inanç sistemleri var. Bunlar sosyolojik açıdan, teolojik açıdan değil, din bilgisi açısından değil. Sosyal, içtimaiyat açısından. Tek tanrılı dinler, semavi dinler, çok tanrılı dinler vesaire bunlar sosyolojik açıdan böyle. Tek tanrılı dinler ve ya semavi dinler dediğimiz kronoloji itibari ile musevilik, isevilik, muhammedilik... de hem tek tanrılı, hem Hz. Meryem ve Hz. İsa'da da uluhiyet yani tanrılık var. Nasıl bir tek tanrılılık bilmiyorum... Yahudi inancında da tanrı ile yahudiler akraba... Yani diğer insanlar, yahudi olmayanlar Allah'ın kulu da değil, muhattap da değil. Hani bazı filimlerde öyle Hz. Musa'nın hayatından bahseden yabancı filimlerde çeviri yapıyorlar o meşhur o 10 emir söylendiğinde işte efendim adam öldürmeyeceksin... Bu yanlış bir tercüme sevgili kardeşlerim çünkü Tevrat'ta adam öldürmeyeceksin yazmaz. Gerçek Tevrat'ta yazar tabi ama bugünkü tahrif edilmiş, değiştirilmiş, bozulmuş, aslından uzaklaşmış Tevrat'ta insan öldürmeyeceksin yazmaz. Yahudi öldürmeyeceksin yazar... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Peygamberimizin inceliğini, Tevhid dini islamı ve Sahabe-i Kiram efendilerimizi anlatıyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Şöyle bir sohbet edelim mi ne dersiniz? Diyeceksiniz ki biz size cevap veremiyoruz ki neden soruyorsunuz bunu? Cevap veriyorsunuz sevgili dostlar, veriyorsunuz... Nasıl cevap veriyorsunuz? Programı takip ederek çünkü ben o teknik işlere pek fazla akıl erdiremem daha doğrusu sevmediğim için akıl erdirmeyi istemem. Her şeyi ehli yapsın... Takip ediliyor yani söylediklerimizi dinlemeye layık buluyorsunuz bunun için hem teşekkür ediyorum hem de bu yakınlıktan dolayı ben de doğrusu çok rahat ediyorum. Aramızdaki ilişki netice itibari ile muhabbet ilişkisi... Hep arz ediyorum, muhabbet sohbet demek değil ama sohbet denilen yüce kurum birbirine muhabbeti olanlar arasında yapılır. Ötekilerin konuşmalarına yani birbirine muhabbeti olmayanların konuşmalarına sohbet denmez. Ders denir, konferans denir, daha ileri gidince münakaşa, münazara, kavga denir. Onun için sizin, benim sualime müspet cevap verdiğinizi kabul ederek şu bahsi konuşalım... Malum, tevhid dini olan islam kul bazında bir kişi ile başlamıştır. Tabi islam yanlış oldu Muhammedilik diyelim ona. Çünkü islam hazreti adem ile başlamıştır. Kur'an-ı Kerim'de havarilerin, bir çok Peygamberin ene evvelül müslimin, nahnül müslimin gibi ifadelerle müslüman olduklarının ifade edildiği ayet-i kerimeler var ama Muhammedilik ondan önce yoktu müslümanlar Hz. Muhammed (s.a.v) ile başladı... Böyle düşünenler var maalesef bunlar ayet-i kerimeleri bile anlamıyorlar. Hasılı, Muhammedilik bir kişi ile başladı, tevhid ile... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de "Kuşun Öğüdü" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikaye; Avcının yakaladığı küçük kuş birden konuşmaya başladı: – Ben minicik bir kuşum dedi, etim, dişinin kovuğunu bile doldurmaz. Eğer serbest bırakırsan işine yarayacak üç öğüt veririm. Dinle, birinci öğüdüm şu: “Olmayacak bir söz duyarsan, asla inanma!” Avcı şaşırmıştı. ikinci öğüdü isteyince küçük kuş: – Beni bırak, ikinci öğüdümü şu damın üstünde vereceğim dedi. Avcı kuşu bıraktı. Bir lahzada dama konan kuş: – Dinle dedi, “geçip gitmiş şeyler için asla üzülme”. Olan olmuş, biten bitmiştir çünkü. Bak, benim karnımda on dirhem ağırlığında bir inci vardı. Çok kıymetli bir inciydi bu. Ne yazık ki elinden kaçırdın… Avcı daha çok şaşırmış, kuşu serbest bıraktığına pişman olmuştu. Ah vah etmeye, saçını başını yolmaya başladı. Kuş: – Ne oldu? diye sordu. Niçin dövünüp duruyorsun? Ben sana olmayacak söze asla inanma dememiş miydim? Sen karnımda inci olduğunu duyunca bu öğüdü hemen unuttun. Kendisi üç dirhem gelmeyen kuşun karnında on dirhemlik inci olur mu hiç? Üstelik ikinci öğüdümü de unutmuşa benziyorsun. Hani elden kaçırdığın şeyler için asla üzülmeyecektin! Avcı utanmış başını yere eğmişti. – Üçüncü öğüdünü ver bari diye inledi. Küçük kuş damdan kalkıp yüksekçe bir ağacın dalına kondu ve oradan gökyüzünün boşluğuna doğru süzülürken şöyle bağırdı: – Behey sersem avcı, sen verdiğim ilk iki öğüdü tuttun mu ki üçüncüsünü istiyorsun? Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde Sefer ne demek? Zafer ne demek? Biz niye zaferden sorumlu değiliz de seferden sorumluyuz? sorularını cevaplıyor. Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı; Serdar Tuncer: Bir derdim var yine, dermana geldik. Savaş Şafak Barkçin: Allah derman versin, bizde yok abi. Serdar Tuncer: Vardır vardır :) Savaş Şafak Barkçin: Sahibinde var bizde yok. Bize de oradan geliyor :) Bize gelişi bu demiş ya adam... :) Kayserili için söylerler. Yahudi demiş ki; ya İslam'ın şartı kaçtı demiş? 6 demiş. Ya 5 değil miydi? demiş. Kayserili de bize gelişi o demiş :) Serdar Tuncer: Eyvallah :) Abi bazı güzel hikmetler var yani insana müslümanlığında, yürüyüşünde yol gösterecek hikmetler fakat bazen bu hikmetler olmadık müesseselerin ya da olmadık insanların diline düşüp ortalığa saçılınca aleladeleşiyor, içi boşalıyor, yol göstericiliğini kaybediyor, böyle bir ezberle, kabulle alıyoruz istifade imkanıda kalmıyor. Onlardan birini soracağım. Diyoruz ki; "Biz zaferden değil, seferden sorumluyuz." Sefer ne demek? Zafer ne demek? Biz niye zaferden sorumlu değiliz de seferden sorumluyuz? Bu konuda kanaatinizi merak ederim... Savaş Şafak Barkçin: Valla keşke bunu söyleyenler böyle büyük gayret, hak yolda durmak için, işleri hep doğru ve güzel yapmak için çok büyük gayret sarf etseler ben ellerinde öperim ama... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Nurullah Genç, Yunus Emre Hazretlerinin "Gönüller Yapmaya Geldim" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 21:33'te MyMecra'da. Nurullah Genç'in bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; 1 Benim bunda kararım yok, ben bunda gitmeye geldim Bezirgânem metâım çok, alana satmaya geldim. 2 Ben gelmedim dâviyüçün, benim işim seviyüçün Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim. 3 Dost esriği deliliğim, âşıklar bilir neliğim Değşürüben ikiliğim, birliğe yetmeye geldim. 4 Ol hâcemdir ben kuluyam, dost bahçesi bülbülüyem Ol hâcemin bahçesinde şâd olup ötmeye geldim. 5 Bunda bilişmeyen canlar, anda bilişemez onlar Bunda bilişüb dost ile, ömrüm harc etmeye geldim. 6 Yunus Emre âşık olmuş, mâşûkun derdinden ölmüş Gerçek erin kapısında, hâlim arz etmeğe geldim. Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
From the publisher's feed

65 Listeners

1 Listeners

12 Listeners

10 Listeners

7 Listeners

50 Listeners

73 Listeners

18 Listeners

10 Listeners

34 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners