MyMecra Podcast

MyMecra Podcast

By MyMecraSociety & Culture
Download on the App Store

MyMecra Podcast episodes

  • Allah Katındaki Değerimizi Nasıl Anlarız? - Biri Bir Gün - B32 | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de "Zalim Padişahı Kabirde Yutan Yılan" hikayesini anlatıyor.  Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikaye;  Evvelki zamanlarda bir padişah vardı. Dünyaca gayet ulu bir padişah idi. Bir gün şiddetli bir hastalığa müptela oldu. Tebaasını çağırdı. Vasiyet etti. Dedi ki:  -Ey benim vezirlerim! Ey yarenlerim! Oğullarım ve kullarım! Beni görün ve benim halime bakın, ibret alın. Bu fani yalancı beyliğe aldanmayın. Bu fani lezzetlere gönül vermeyin, ahiret amellerine fırsat elde iken çalışıp gayret edin. Yoksa benim gibi olur, nedametler edersiniz. Ölüm insana aniden gelir. Ölüm gelince insan şaşırır. Ölüm arslanı insanı pençesine alır, hiç aman vermez. Tövbeyi hiç elden bırakmamak gerekir.  Bu padişah ölürken nasihat etti ve dedi ki:  -Ben öldükten sonra beni kabire koymayın. Zira ben kabirden ve kabir azabından korkarım. Ben başkalarına çok zulmettim. Başkalarını çok incittim.  Etrafında bulunanlar dediler ki:  -Ne yapmamızı istersin? Cevaben dedi ki:  -Sarayımdaki odalardan birine koyun beni. Büyükçe de bir tabut yapın, beni o tabutun içinde odaya bırakın. Tabuta su girmeyecek şekilde muntazam yapın. Bir kaç gün geçtikten sonra tabutu sağlam bir iple evin ortasına asın. Sonra ruhunu teslim etti.  Padişahın dediğini yerine getirdiler. Sağlam bir ağaçtan büyücek bir tabut hazırlayıp o ulu padişahı tabutun içine soktular. Evlerden birinin içine bıraktılar. Bir müddet sonra da evin içine tabutla beraber astılar. Bir gün akşam oldu, herkes uykuya vardıktan sonra bir avaz işitildi. Gayet heybetli idi. Hep saraydakiler kalkıp korku ile sesin geldiği tarafa koştular. Varıp tabuta sarıldılar, tabutu indirip açtılar. Gördüler ki padişahın başını büyük bir kara yılan kapıp yutmuş. Bu yılan öyle bir yılan idi ki bunun gibi yılanı o havalide o vakte kadar kimse görmemiştir. O ulu padişahın başını o yılanın ağzından zorla çıkardılar, yılanı öldürdüler. Başı eski şekliyle gövdeye bitiştirdiler. Tabutu güzelce kapatıp yine eskisi gibi yerine güzelce astılar. Lakin ertesi gece tekrar aynı şekilde bir avaz ve çığlık duyuldu. Tekrar tabutu indirdiler. Bu sefer o yılan o padişahı yarı beline kadar yutmuş. Yine padişahı yılanın ağzından çıkardılar. Yılanı telef ettiler, tepelediler. Tekrar padişahı eski haline koydular. Tabutu evin ortasına astılar. Ertesi gün oldu, yine geceleyin bir çığlık işitildi. Herkes uykudan kalkıp koştular. Bu sefer yılan padişahı bütün bütün yutmuş. Yılanı tepelediler, padişahı çıkardılar ki kapkara kömür gibi oluvermiş. Sabahleyin varıp zamanın alimlerine bu halleri anlattılar...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    26 min
  • Düşeceksen Yolda Düş! - Çağrışımlar | Savaş Şafak Barkçin

    Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde Niye önce yoldaş da sonra yol? Yol kiminle yürünür? sorularını cevaplıyor.  Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Serdar Tuncer: Bazen Ümmet-i Muhammed'in dert ettiklerini, bazen kendi kafama taktıklarımı soruyorum. Bu defa bir Serdar sorusu gelsin... Bu sıra biraz bununla meşgulüm. Şimdi abi, siyasetten ticarete, evlilikten seyr-i süluka bize iz gösteren bir tasavvuf prensibi var ama bu prensibi nasıl anlamamız gerektiğini ben merak ediyorum doğrusu... Diyor ki; Evvel refik, Bade'l tarik" Önce yoldaş, sonra yol. Niye önce yoldaş da sonra yol? birinci soru bu. İkincisi; Yol kiminle yürünür? Bunu da şöyle, hem kiminle yol yürüyeceğimizi anlayalım diye, hem de bizimle yol yürümek isteyenler varsa nasıl bir halde olmalıyız ki onlar bizimle yol yürüyebilsin diye soruyorum.  Savaş Şafak Barkçin: Benim ilk aklıma gelen şey şu... Şimdi refik, yoldaş bir kere insan. İnsan, insanı temessül eder. Yol sonuçta soyut bir şeydir, yol canlı bir şey değil yani yoldaşla haldaş oluyorsun, yoldaşla arkadaş oluyorsun dolayısıyla insanın önce insanı temessül etmesi esas. O yüzden insan yoldan önce aslında insan her şeyden öncedir ama hangi insan tabi işte yoldaş olan adam. Peki, yoldaş yolu nasıl bulmuş? Senden önce bulmuş demektir o yani bir yere gideceğim Serdar'a diyorum ki nerde oturuyorsun, şurada. Beraber gidelim o zaman sen bildiğin için ben sana tabii oluyorum... Dolayısıyla bilmeyen her zaman bilene tabii olur.  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    24 min
  • Neyi Seviyorsan Onun Eserisin - Çağrışımlar | Savaş Şafak Barkçin

    Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde " Üstadları anlamaya çalışmada üslubumuz ne olmalı?" sorusunu cevaplıyor.  Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı;   Serdar Tuncer: Abi bizim iyilerimiz, bir de dünyadan gelmiş geçmiş iyilerimiz var. Yunus Emre'den Necip Fazıl'a, İmam-ı Gazali'den Sezai Karakoç'a... Allah uzun ömür versin Sezai Bey el an aramızda gerçi... Üstad diyoruz onlara, onları okumadan bugünü yorumlayamıyoruz, yarına bir şey söyleyemiyoruz ama onlara yaklaşımda, onları anlamaya çalışmada üslubumuz ne olmalı?  Savaş Şafak Barkçin: Eyvallah. Çok güzel bir soru çünkü kişi örnek alarak yürüyor. Hepimiz, aslında bir çok insanın hasılasıyız, bir terkibiyiz, bir senteziyiz. Okuduklarımızın, tanıştıklarımızın, kızdıklarımızın, pek sevmediklerimizin, çok sevdiklerimizin, ailemizin... İnsanoğlu aslında bir hatıra kabı gibi yani üzerinde bir çok iz var. Kişi andığıyla yaşar. İyiyi, güzeli anarsan sende güzelleşirsin. Bunu özellikle gençlere tavsiye edeyim, kendinizin şevkini ayakta tutmanız en önemli şeydir çünkü bu devirde şevk en çok kırılan, en çok kaybolan şeydir. Bi insan her zaman, her sabah bugün benim yeni bir şey yapmam lazım, güzel bir şey yapacağım, Allah'ın izniyle eksiğimi tamamlayacağım diyerek kalkmalı. Onun için de yani böyle çok çer çöp şeylerle değil de kıymetli şeylerle vakit geçirmesi daha güzel olur...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    23 min
  • Allah Sana Sundum Elim - Azmi Bilgin - B06 | Şöyle Garip Bencileyin

    Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Azmi Bilgin, Yunus Emre Hazretlerinin "Bu Yolda Acayip Çok" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 21:33'te MyMecra'da.  Azmi Bilgin'in bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri;  Sensin Kerîm sensin Rahîm Allâh sana sundum elüm Senden artuk yokdur umum Allâh sana sundum elüm  Ecel irdi va‘de yitdi Bu ‘ömrüm kadehi toldı Kimdür ki içmedin kaldı Allâh sana sundum elüm  Dilüm tetigi bozuldı Cânum gevdemden üzüldi Uşda gözlerüm süzüldi Allâh sana sundum elüm  Urdılar suyum ılıdı Kavum kardaş cümle geldi Esen kalsun kavum kardaş Allâh sana sundum elüm  Uş dikdiler kefen tonum Hazret'e gönüldi yolum Bunda kalan nemdür benüm Allâh sana sundum elüm  Geldi salacam sarılur Dört yana sala virilür İl namâzuma dirilür Allâh sana sundum elüm  Salacamı götürdiler Musallâya yitürdiler Görklü tekbîr getürdiler Allâh sana sundum elüm  Götürdiler bunda üşüp İndürdiler anda şeşüp Topragum örterler eşüp Allâh sana sundum elüm  Topraga çün düşürdiler El topraga üşürdiler Taşlarıla basdurdılar Allâh sana sundum elüm  Uşda beni götürdiler Makbereme getürdiler Halka olup oturdılar Allâh sana sundum elüm  Çün cenâzeden şeşdiler Üstüme toprak eşdiler Hep koyubanı kaçdılar Allâh sana sundum elüm  Kaldum bir karanluk yirde Ayruk varımaz ol yirde Sataşdum bir ‘aceb derde Allâh sana sundum elüm  Ölmedi meşhed tolduhça Gündüzümüz oldı gice Bilmeyüz hâlümüz niçe Allâh sana sundum elüm  Geldi Münker ile Nekir Her birisi sordı bir dil İlâhî sen cevâb virgil Allâh sana sundum elüm  Aldı beni ince yola İltdi Sırât köprüsine ‘Amelüme yok mededüm Allâh sana sundum elüm  Yidi Tamu sekiz Uçmak Her birinün vardur yolı Her bir yolda yüz bin çârsû Allâh sana sundum elüm  Halâyıklar melâikler Ger esrükler ger ayuklar Sahha size uyanıklar Allâh sana sundum elüm  Görün ‘aceb oldı zamân Gönülden eylenüz figân Ölür çün anadan togan Allâh sana sundum elüm  Yûnus tap uzat bu sözi Allâh'una dutgıl yüzi Dîdârdan ayırma bizi Allâh sana sundum elüm  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    21 min
  • Ölmek İstemediğin Yerde Bulunma! - Biri Bir Gün - B31 | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de ölümden bahsediyor.  Serdar Tuncer başlıca şunları anlattı;  3 soru sorayım size, bu 3 sorunun etrafında Biri Bir Gün dolaşsın... Bir; insan nerede, ne zaman ve nasıl öleceğini bilebilir mi? Soru bir bu olsun. Tabi ki bilemez Serdar abi demeyin programın sonunda bir daha soracağım çünkü aynı soruyu. Soru iki; insan öldüğü vakit Allah'ın kendisine nasıl muamelede bulunacağını bilebilir mi? Soru üç; insan Allah-u Teala'nın katındaki değerini bilebilir mi? Makbul kimselerden mi yoksa çokta makbul görülmeyen kişilerden mi bunu bilebilir mi?... Gelin bu üç sorunun etrafında beraberce düşünelim bu program ama bir ile başlayalım. Bir neydi? Ne zaman, nerede, nasıl öleceğini insan bilebilir mi bilemez mi? Direkt dediniz ki siz bilemez abi nereden bilecek falan dimi?... Necip Fazıl öyle diyor;  Büyük randevu bilsem nerede, saat kaçta Tabutumun tahtası bilsem hangi ağaçta  İnsan merak ediyor. Bak bir ağacın gölgesindesin ve belki kader öyle bir tecelli edecek ki o gölgesinde oturduğun ağaç senin tabutunun tahtası olacak...  Bu dünyada renk, lezzet, nakış ne varsa küsüm Gözümde son marifet Azrail'e tebessüm  Gene üstaddan. Son nefeste bazısı Azrail'i(a.s) görünce böyle mütebessim bir çevreyle hoşgeldin... Hadi Necip Fazıl'dan başka bir şey daha söyleyelim. Diyor ki;  Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse Her kapıda ağlayıp son kapıda gülümse  O son önemli. Niye? Muameleler sona nispetledir.  Hani o en son nasıl gittiğin önemlidir. Mevla bize kelime-i şehadetle, böyle yüzümüzde tebessümle dünyadan göçüp gitmeyi nasip etsin inşallah...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    24 min
  • Müslüman Dalgaya Karşı Kürek Çekene Denir - Çağrışımlar | Savaş Şafak Barkçin

    Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde Yasal ve Meşru arasındaki farkı anlatıyor.  Savaş Şafak Barkçin bu bölümde başlıca şunları anlattı;   Serdar Tuncer: Gece 'Osmanlı Aklı'nı okuyorum, bi bölüm çok çarptı beni, dikkatimi çekti. Yasal ve Meşru arasındaki ayrıma dikkat çekip misal verdiğiniz kısım. Bunu dostlarla da paylaşalım arzu ederim. Bir şeyin yasal olmasıyla, meşru olmasının farklılığı ne demek?  Savaş Şafak Barkçin: Mesela günümüzden örnek verelim. Faiz, mümin olan için, Allah-u Teala'nın ahkamına inanan, uyanlar için haramdır. Kati haramdır. Allah-u Teala'nın savaş açtığı bir hüküm olarak ortadadır. Peki, faizsiz iş yapılıyor mu? Zor. Zaten müslüman dalgaya karşı kürek çekene denir. Kendi zamanına uysa, halkın yaptığına uysa zaten müslüman olamaz, zordur yani. Bu yeni bir şey mi? Değil. Belki ölçeği farklı, daha da ölçeklendi, büyüdü, daha kuvvetli, şu anda belki küfür zirvede, iman çok küçük bir alanda kaldı... Bunlardan da tabi insanlar yeri gelince çok şikayet ediyoruz yani tabiki edeceğiz çünkü biz Allah namına şikayet ediyoruz yoksa ne derdin var yani... Mesela faiz hukuki midir abi? Hukukidir. E peki bir mümin için meşru mudur? Değildir. Bunu sadece kendi şu anda bulunduğumuz ülke ile ilgili söylemeyelim geçmişte de mesela Osmanlı'da da faiz vakıfları vardı, para vakıfları. Ebussuud Efendinin fetvasıyla kuruldu. Vakıflar Bankası neyin bankası abi bunu da bilelim yani. Vakıflar Bankası 1950'lerde Osmanlı'dan gelen para vakıflarının devletleştirilmesi yani şahıslara ait vakıf olarak konulmuş asırlık bütün o vakıf paralarına el konuldu sermaye bu İş Bankası gibi... O da ayrı bi hikaye... İş Bankası'nın parası kimin acaba?  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    19 min
  • Peygamberimizi Çok Sevmenin Yolları - Dinle Neyden - B32 | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde "Allah (c.c) sevildikçe bilinir, Peygamberimiz (s.a.v) bilindikçe sevilir" sözünü anlatıyor.  Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Bi söz var onun üzerinde sohbet edelim diye düşündük. "Allah (c.c) sevildikçe bilinir, Peygamberimiz (s.a.v) bilindikçe sevilir" derler. Ne demek bu diye bu mevzuda sohbet edelim. Kul, Rabbini, mahluk, halıkını elbette kavramak ve idrak etmekte noksanlıdır. Hele hele düşüncesi birazda şeytanın ivası ile Cenab-ı Hakk'ın zatına yönelik olursa o önce akıl sağlığını kaybeder ve Efendimiz (s.a.v) zatı hakkında tefekkür size zarar verir ama eserlerini, fiillerini, esma ve sıfatlarını düşünürseniz o sizi Hakk'a daha çok yaklaştırır...  Biz Cenab-ı Hakk'ın nimetleri ile nimetleniyoruz. Aldığımız nefes... Hep aldığımız nefes diyoruz da vermeyi hiç düşünmüyoruz. Şöyle bir deneme yapalım isterseniz... Nefes almadan durmak işte o bazı nefes talimleri yapanlar böyle 3 dakikayı aşacak kadar zaman nefes almadan durabiliyorlar. Peki? Nefesi vermeden ne kadar durabiliyoruz hiç denedik mi? Hayır. Çünkü nefesi almak bile bir nimet, vermek bir diğer nimettir. Bu nimetleri şükrünü eda etmek ise O'nun emrettiği istikamette hayatı sürdürmektir...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    22 min
  • Bu Yolda Acayip Çok - Mustafa Tatçı - B05 | Şöyle Garip Bencileyin

    Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Mustafa Tatçı, Yunus Emre Hazretlerinin "Bu Yolda Acayip Çok" Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 21:33'te MyMecra'da.  Mustafa Tatçı'nın bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri;  1 Sûretden gel sıfata yolda safâ bulasın    Hayâllerde kalmagıl yoldan mahrûm kalasın  2 Bu yolda ‘acâib çok sen ‘acâib anlama    ‘Acâib anda ola dost yüzini göresin  3 ‘Işk kuşagın kuşangıl dostun yolını vargıl     Mücâhede çekersen müşâhade idesin  4 Bundan ‘ışkun şehrine üç yüz deniz geçerler    Üç yüz deniz geçüben yidi Tamu bulasın  5 Yidi Tamu'da yangıl her birinde kül olgıl    Vücûdun anda kogıl ayruk vücûd bulasın  6 Hakîkatdür Hak şârı yididür kapuları    Dergâhında yüz dürlü gerek kudret göresin  7 Evvelki kapusında bir kişi durur anda    Sana eydür teslîm ol gel miskînlik bulasın  8 İkinci kapusında iki arslan vardur anda    Niçeleri korkutmış olmasın kim korkasın  9 Üçüncü kapusında üç evren vardur anda    Sana hamle iderler olmasun kim dönesin  10 Dördünci kapusında dört pîrler vardur anda      Bu söz sana rumûzdur gör kim delîl bulasın  11 Beşinci kapusında biş ruhbân vardur anda      Dürlü metâ‘lar satar olmasun kim alasın   12 Altıncı kapusında bir Hûr oturur anda      Sana eydür gel berü olmasun kim varasın  13 Çün kim anda varasın ol Hûrîyi alasın      Bir vâyeden ötürü yoldan mahrûm kalasın  14 Yidinci kapusında yidiler otrur anda      Sana kurtuldun dirler gir dost yüzin göresin  15 Çün içerü giresin dost yüzini göresin      Ene'l-Hak şerbetini dost elinden içesin  16 Şu didügüm keleci vücûddan taşra degül      Tefekkür kılurısan cümle sende bulasın  17 Yûnus işbu sözleri Hak varlıgından eydür       İsterisen kânını miskînlerde bulasın   Gelin, Beraber Yürüyelim...

    26 min
  • Buğday mı? Nefes mi? - Biri Bir Gün - B30 | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de "Yunus Emre" hikayelerini anlatıyor.  Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikayeler;  1 - Anadolu'da Moğol istilasının arttığı bir dönemde Yunus Emre köyünde yaşanan bir kıtlık zamanında adını halka yaptığı yardımlar sayesinde işittiği Hacı Bektâş-ı Velî’nin dergâhına giderek kendisinden köylüsü ve kendisi için buğday ister fakat dergâhta "Buğday mı istersin yoksa nefes mi?" sorusu ile karşılaşan Yunus Emre, bu hikmete akıl erdiremez ve açlık sıkıntısı çeken köylüsü için bir kez daha buğday ister ve yine aynı soru ile karşılaşır. Yeniden buğday cevabını veren Yunus, kendisine verilen buğdayı alarak yola koyulduğu esnada yanlış yaptığını düşünerek geri döner fakat Hacı Bektaş tarafından Tapduk Emre'ye gönderilir ve böylece Yunus Emre'nin tasavvuf yolculuğu başlamış olur.  2 - Yunus her gün dağa çıkıp odun getirirdi ve asla eğri odun yüklenmezdi sırtına. Neden hep düzgün odun getiriyorsun? Hiç mi eğri odun yok bu ormanda? diye sorulduğunda ise yunus şu cevabısı veriyordu; "Tapduk'un kapısına eğri odun yaraşmaz,"  3- Yunus Emre Hazretleri Taptık Emre dergahında iken Şeyhi tarafından bir verilen bir emaneti yerine ulaştırmak için yola çıkar. Yolda 2 derviş ile daha karşılaşır. Bu dervişlerle birlikte yol arkadaşlığı ederler. Yolda havadan sudan konular bulup sohbet ede ede yol giderler.  Bir zaman sonra acıkırlar ve 2 derviş bir ağacın gölgesine oturur. Yunus Emre'de oturur. Çıkınında ki azığı çıkarmak üzereyken dervişlerden birisi elini açıp dua etmeye başlar ve gökten bir sofra iner. Yunus Emre şaşkındır, gözleri fal taşı gibi açılmıştır. Bu şaşkınlı içinde yemeklerini yiyip karınlarını doyururlar. Tekrar yola devam ederler. Yol boyunca sohbetler devam eder, saatler geçer gider, gün döner. Akşam hava kararmak üzereyken tekrar dinlenmek üzere yolda uygun bir yere dururlar. Bu defa 2. derviş ellerini açıp dua etmeye başlar.  Duanın ardından gökten yine bir sofra iner. Yunus Emre yine şaşkın bakışlar eşliğinde yemeğini yer. Bu defa içine şöyle bir vesvese düşmüş olur. Bu zat-ı muhteremler evliya olsa gerek keramet gösteriyorlar der. Ya benden de dua edip gökten sofra indirmemi isterlerse ne yaparım der. Karınlarını doyurduktan sonra bir süre uyurlar ve tekrar yola koyulurlar. Sabaha kadar yürüdükten sonra tekrar acıkırlar. Yine bir ağaç altına durup otururlar. Dervişlerden birisi Yunus Emre'ye ; ''hadi bakalım derviş, dua et soframız insin karnımızı doyuralım'' der.  Yunus Emre korku ve panik içerisinde ne yapacağını bilemez. Ellerini açıp dua eder. "Ya Rabbim. Sen bu Yunus kulunu mahçup eyleme. Gökten sofra indirmek kim, ben kim. Bu zat-ı muhteremler neye dua ettilerse bende sana onun için dua ediyorum. Dualarının kabulüne mashar olan şey için duamı kabul eyle'' der ve elini yüzüne sürer. Gökten bir sofra iner ki muazzam mı muazzam, mükemmel mi mükemmel. Tabir-i caiz ise Yunus için inen sofranın yanında diğer iki dervişin sofrası atıştırmalık gibi kalır. Diğer iki derviş muazzam sofrayı görünce şaşırırlar ve merak ederler. Ne diye dua ettin de bu sofra indi şeklinde sorular sormaya başlarlar...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    23 min
  • "Köpeğin Sözleri Beni Ağlattı” - Bertan Rona | Bakışlar

    Bertan Rona Bakışlar'ın bu bölümünde oldukça ilginç bir konu başlığını ele alıyor: Abdülkadir Geylani Hazretleri Dindar Mıydı?"  Bertan Rona bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Bu haftaki programımızın başlığı pek tuhaf son haftalarda olduğu gibi "Abdülkadir Geylani Hazretleri Dindar Mıydı?" Bugünki anlamda baktığımız zaman çoğu kişinin elbette bu soruya vereceği cevap evettir yani evetten öte kardeşim sen dalga mı geçiyorsun? Bu ne biçim cümle? Çok absürt gelebilir bu cümle, çoğu insan böyle cevap verebilir ama yine de pek çok kişinin belki de kahir ekseriyetin içinde böyle bir anlamlandıramadığı, adını koyamadığı terslik duygusu da uyanır. Yani bir şekilde bu ifade, Abdülkadir Geylani Hazretleri ve dindarlık yan yana olmuyor gibidir öyle değil mi?  Bir terslik vardır, bir tuhaflık vardır bu ifadede işte bu tuhaflık acaba nerden kaynaklanmaktadır? Yani belki de bir saniye bile, bütün hayatı boyunca bir tek saniye bügünki ölçüyle söylüyorum bir tek saniye bile Allah'tan gafil olmamış bir zatın bugünkü ifade ile dindarlığından söz etmek oldukça tuhaf. İşte bu tuhaflığın nedenlerini kurcalamak lazım biraz ve neden bu ifade yerine oturmuyor, o tersliğe sebep olan şey nedir belki biraz bunu konuşmak lazım...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    16 min

About MyMecra Podcast

From the publisher's feed

Gelin ‘Beraber Yürüyelim’

More shows like MyMecra Podcast

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

65 Listeners

Hayati İnanç — Can Veren Pervâneler by Ahmet Çadırcı

Hayati İnanç — Can Veren Pervâneler

1 Listeners

Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler by Fatma Bayram

Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler

12 Listeners

Burda Olan Burda Kalır by Zafer Algöz Can Yılmaz

Burda Olan Burda Kalır

10 Listeners

Kuran Dinle by Kuran Dinle

Kuran Dinle

7 Listeners

Barış Özcan ile 111 Hz by Podbee Media

Barış Özcan ile 111 Hz

50 Listeners

Meksika Açmazı by Karnaval

Meksika Açmazı

73 Listeners

Haddini Aşan Yaşam Rehberi by Podbee Media

Haddini Aşan Yaşam Rehberi

18 Listeners

Terapist Koltuğu by Merve Başibüyük

Terapist Koltuğu

10 Listeners

Bir Aile Meselesi by Bir Aile Meselesi

Bir Aile Meselesi

34 Listeners

Tefsir Dersleri/ Dilâra Tekin by Dilâra Tekin

Tefsir Dersleri/ Dilâra Tekin

0 Listeners

Sinan Canan'la İnsanın Fabrika Ayarları by Bubble Works Media

Sinan Canan'la İnsanın Fabrika Ayarları

0 Listeners

Derinden Sesler by Podbee Media

Derinden Sesler

0 Listeners

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali | Dinle ve Anla by Kuran Dinle

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali | Dinle ve Anla

0 Listeners

Tarihte Acaib ve Garaib by Podbee Media

Tarihte Acaib ve Garaib

0 Listeners