
Sign up to save your podcasts
Or


Savaş Şafak Barkçin Çağrışımlar'ın bu bölümünde Osmanlı medeniyetini ve Osmanlı aklını anlatıyor. Savaş Şafak Barkçin bu bölümün başlıca şunları anlattı; Serdar Tuncer: Osmanlı'yı zaman zaman sohbetlerinizde dile getiriyorsunuz. Bizim bilenimiz çok bilmiyor, bilmeyenimiz zaten hamasetiyle yetiniyor vesaire... Ama siz bir kitaba da isim verecek şekilde Osmanlı'nın bir aklından bahsediyorsunuz. "Osmanlı Aklı" deyince neyi anlayacağız? Savaş Şafak Barkçin: "Osmanlı Aklı" aslında Osmanlı medeniyetinin temeli olan ilkeleri anlatıyor. Bunların özünün tevhid olduğunu tabi yapılan her şey tevhide uygun olduğu anlamına gelmez temeli olmasıyla yapılan şeylerin ölçü tutturması farklı şeylerdir. Ama bu şuna benziyor, ben Ankara'ya gitmek istiyorum. E tamam. Öyle böyle gidiyorsun yani hedefin belli, o zaman usullerinde ona göre belirleniyor. Dolayısıyla Osmanlı aklı dediğimizde aslında sadece devlet değil, Osmanlı toplumunun ve ürettiklerinin ve dünyadaki etkisinin temelini teşkil eden değerleri, ilkeleri anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü her medeniyetin bir aklı var. Mesela bir roma insanı ister Lazkiye'de yaşasın Roma İmparatorluğu döneminde, ister Fas'ta yaşasın, isterse Roma'da yaşasın benzeri özellikler taşır. Mesela kendi yerel dilini konuşur ama Latince bilir Roma'nın resmi dili... Osmanlı insanı da öyledir. Çok devasa bir coğrafyaya yayılıyor. çok uzun bir zaman sürecine yayılıyor zaten medeniyeti medeniyet yapan şey bu. Fakat oturduğu zemin büyük bir ortak payda yani bunun içinde gayrimüslimi de var, müslimi de var fakat çerçevesi tevhid, tevhidden doğan ilkeler ve burada Osmanlı ile ilgili dedik ya bazen yanlış klişeler aklımızda kalıyor bunların birincisi madem Osmanlı Medeniyeti diyoruz sanki bir devletin medeniyetiymiş gibi algılamaya başlıyoruz aslında Osmanlı tek bir devlet bile değil bana sorarsan en az iki devlet hatta üç devlet. Birincisi kuruluş devleti Çelebi Mehmed'e kadar. Bir iç savaşla aslında yıkılıyor Osmanlı. Aslında ilginç benim öyle bir teorim var imparatorluklarla ilgili; İngiliz, Roma, Osmanlı ve Amerika Birleşik Devletleri. İç savaştan sonra imparatorluk vizyonu ortaya çıkar, hepsinde aynıdır ve belli bir aşamada çıkar. Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin ile 'Çağrışımlar'... Bir ayağı bu topraklarda, diğer ayağı ile dünyayı ve medeniyetleri gezip bize oralardan haber verecek olan program bundan böyle My Mecra'da Çarşamba günleri yayında olacak. Zengin birikime sahip ve Cumhurbaşkanı eski başdanışmanlarından olan Savaş Şafak Barkçin tadına doyulmaz anlatımlarıyla her hafta farklı mevzuları derinlemesine ele alacak. Çağrışımlar'ın bu bölümün başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Savaş abicim hoşgeldiniz. Bir Çağrışımlar'ın öncesinde daha duruyoruz. Bana bi nasihat et abi... Savaş Şafak Barkçin: Ben önce nefsime nasihat ederim canım. Daha doğrusu şöyle, kendime nasihat etmediğimi başkasına da etmiyorum o yüzden genelde biz sigası kullanırım her zaman, zamirim odur. Çünkü öbür türlüsü tekebbür gibi olur yani toplum böyle, insanlar çok bozuk işte bu rezillikler var değil. Bu bizde var. Bende onun parçasıyım canım. Ha bende o yok, sende o yokta başka bir şey vardır. Yani insanın biraz bu tevazuya alışması lazım. Bakın bu kitaplarda okuyoruz, gençlerede özellikle tavsiye ediyorum. Arkadaşlar, okuduğunuzu tefekkür edin. Yani 50 kitap okuma, 3 kitap oku, tefekkür ederek oku, kendine çekerek oku. Yani şöyle bir halkayla okunur; metin geliyor, geri gidiyor önce senden bi geçmesi lazım. Sen metni geçmiyorsun, sen metni okuyorsun. Bu aynen müzikte de böyledir biliyor musun? Bizde o yüzden nota esas değildir. Bir eser öğrenilmiyor bizde, geçiliyor. Birinden birine geçiliyor, içselleştirmek demektir o yani samimi hale getirmek. Şimdi nasihatte nusuh kelimesi biliyorsun, samimiyet demektir, harbilik aslında. Mesela Resulullah Efendimiz (s.a.v) buyurmuş: "Din nasihattir." Din öğüttür diyor. Evet bi manası öğüt onunda niye öyle olduğunu söyleyeceğim ama Resulullah Efendimizin orada kastı Allah-u Alem harbilik demek. Yani müslüman yamuk yumuk olmaz, yılan gibi olmaz böyle sopa gibi ama sopa dediğimizde de sopayı, ayeti, hadisi milletin kafasına vurmayı anlıyor, anlatamıyoruz derdimizi... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin ile 'Çağrışımlar'... Bir ayağı bu topraklarda, diğer ayağı ile dünyayı ve medeniyetleri gezip bize oralardan haber verecek olan program bundan böyle My Mecra'da Çarşamba günleri yayında olacak. Zengin birikime sahip ve Cumhurbaşkanı eski başdanışmanlarından olan Savaş Şafak Barkçin tadına doyulmaz anlatımlarıyla her hafta farklı mevzuları derinlemesine ele alacak. Çağrışımlar'ın bu bölümün başlıca şunlar konuşuldu; Bir önceki bölümde adalet, meşveret, ehliyet dedik ve en sonunda emanet. Aslında bu dördü liyakati esas alarak düşündüğümüzde iç içe olan şeyler. Mesela layık olmayan bir adamı bir makama atamak, o adam işi bilmiyor ama o işin sorumlusu oldu yani sorulan adam oldu. Bu hareket ile kaç tane zulüm yapıyoruz biliyor musun? Liyakatin karşıtı zulümdür. Kaç tip insan zulümdür. Bir, o işe zulümdür. İki o iş kamu işi ise, o işten istifade etmesi gereken halka zulümdür. O işe asıl layık olanlara zulümdür. bu bir kere korkunç bir israftır ve zulümdür. Zulümün etimolojik anlamı bir şeyi ait olmadığı yere koymak demektir. Bunun zıttını düşünelim, bunu yapabilecek bir adamı atadığında o iş de büyüyor, gelişiyor. Devamı bölümde.... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin ile 'Çağrışımlar'... Bir ayağı bu topraklarda, diğer ayağı ile dünyayı ve medeniyetleri gezip bize oralardan haber verecek olan program bundan böyle My Mecra'da Çarşamba günleri yayında olacak. Zengin birikime sahip ve Cumhurbaşkanı eski başdanışmanlarından olan Savaş Şafak Barkçin tadına doyulmaz anlatımlarıyla her hafta farklı mevzuları derinlemesine ele alacak. Çağrışımlar'ın bu bölümün başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer; ehliyet, liyakat, sadakat, emniyet ne demek diye sordu? Savaş Barkçin; önce belki izleyicilere de ilginç gelebilir 1868'de Amerika'da iç savaş bitti, iç savaş kuzeyin kazanmasıyla bitti. Dediler ki biz devlet anlayışını değiştiriyoruz. amerikan devleti yenilenecek. Yeni bir sistem getirelim. Eskiden torpille adam alınırdı, hatta para ile makam satılırdı. Bu imparatorluklarda, İngiliz, Fransız hep böyleydi. Ama Osmanlı'da farklıydı. Dediler ki bunu değiştiriyoruz. Amerika dedi ki; bunu bırakmamız lazım, evrensel bir devlet olacağız. Bizden olan olmayan bize yarayan adamları bulmamız lazım. Kabiliyete bakmamız lazım. Nasıl yapalım? Dünyada hangi ülkelerde bu sistem var onlara gidip araştıralım dediler. Üç ülkeye gittiler ve onları incelediler. Üç ülkeden aldıkları ışıklarla 1866'da başladı 1870'lerde geçti. Hala Amerika o sistemle yönetilir Hangi üç ülke diye sorarım öğrencilerime ve kimse Osmanlı'yı düşünmez... Devamı bölümde... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin ile 'Çağrışımlar'... Bir ayağı bu topraklarda, diğer ayağı ile dünyayı ve medeniyetleri gezip bize oralardan haber verecek olan program bundan böyle My Mecra'da Çarşamba günleri yayında olacak. Zengin birikime sahip ve Cumhurbaşkanı eski başdanışmanlarından olan Savaş Şafak Barkçin tadına doyulmaz anlatımlarıyla her hafta farklı mevzuları derinlemesine ele alacak. Çağrışımlar'ın bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Savaş abicim hoş geldin Savaş Şafak Barkçin: Merhabalar hoş bulduk Serdarcım Serdar Tuncer: Geçen programı bitirirken bir ayete atıfla bitirdik. "Allah kuluna vekil olarak yeter." Kullukta kula yeter ama şundan da hep müştekiyiz senin ifadenle söyleyelim: Kulluğu kafi görmüyoruz. Bu ne demek? O ayetin niye hakkını veremiyoruz? Savaş Şafak Barkçin: İki açıdan söyleyeyim. Birincisi kulluğu doğru anlamıyoruz demektir. Kafi görmemek onun büyüklüğünün farkında değiliz, kuşatıcılığının farkında değiliz, hayatla kulluğun iç içe olduğunun, örtüştüğünün haberdarı değiliz. Kulluğu hayatın bir şubesi gibi, alanı gibi, bir kenarı gibi, bir köşesi gibi algılıyoruz bu da tam laikliğin tanımıdır onu da söyleyelim. İkincisi kulluğu kafi görmemek ee kimin kulusun Allah'ın kuluyum o zaman Allah muhafaza Allah'ı yeter görmemek, Allah'ı kuvvet olarak, kudret olarak, güç olarak, sahip olarak yeterli görmemek gibi Allah muhafaza öyle bir düşünceye geliyor. Şimdi bunların müzikten tutun, edebiyata, siyasetten tutun günlük hayata kadar çok yansımaları var... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Şöyle Garip Bencileyin'in bu bölümünde Dr. Savaş Şafak Barkçin, Yunus Emre Hazretlerinin " Bir Kez Gönül Yıktın İse " Nutk-u Şerif'ini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 21:33'te MyMecra'da. Savaş Şafak Barkçin'in bu bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; 1 Bir kez gönül yıkdunısa bu kıldugun namâz degül Yitmiş iki millet dahı elin yüzin yumaz degül 2 Erenler gelüp geçdiler dünyâyı koyup göçdiler Havâya agup uçdılar bular hümâdur kaz degül 3 Cân odur kim Hak'a ire ayak odur yola gire Er oldur alçakda tura yüksekden bakan göz degül 4 Münkir ile müdde'îyi sayma buçuga koyanı Git ahûra tak buları her kim (ki) 'âşık-bâz degül 5 Togrı yola gitdünise er etegin tutdunısa Bir hayır da itdünise birine bindür az degül 6 Yûnus bu sözleri çatar sanki balı yaga katar Halka metâ‘ların satar yüki güherdüz tuz degül Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin ile 'Çağrışımlar'... Bir ayağı bu topraklarda, diğer ayağı ile dünyayı ve medeniyetleri gezip bize oralardan haber verecek olan program bundan böyle My Mecra'da Çarşamba günleri yayında olacak. Zengin birikime sahip ve Cumhurbaşkanı eski başdanışmanlarından olan Savaş Şafak Barkçin tadına doyulmaz anlatımlarıyla her hafta farklı mevzuları derinlemesine ele alacak. Çağrışımlar'ın bu bölümün başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Savaş abicim hoş geldiniz. Savaş Şafak Barkçin: Hoş bulduk, eyvallah. Serdar Tuncer: Abi ilk bölümde biraz bahsettik bu meseleden ama bir daha sormak istiyorum. Mesela müslümanlığımız... Biz ne kadar müslümanız? Herkes bi başkasının haliyle meşguldür de ekseriyetle dönüp kendine nazarını çeviren azdır bizde. Böyle bir bakışta Hasan-ı Basri Hazretlerini işin içine katarak söyleyeceğim: Tabiine diyor ki Sahabe için; "Siz onları görseydiniz deli diyecektiniz, onlar sizi görseydi müslüman değil diyecekti!" Aradan geçti 1.350 sene. Bizi görseler ne diyeceklerdi, biz onları görseydik ne diyecektik? Savaş Şafak Barkçin: Valla deliliğin alt kademelerini bilmiyorum yani herhalde baya diplerde. Ama böyle konuşmakta bazen canımı sıkıyor yani böyle konuşmuş olmak. Çünkü bu bir yazıklanma, bir acıklanma edebiyatı var bizde abi yani eskiden her şey çok harikaydı tabi o büyükleri kastetmiyorum, her dönemde büyükler büyüktür zaten onu tartışmanın bir manası yok ama hani bu müminlerin genelde son iki asırdır böyle bir gözyaşı geceleri, ah biz ne olacağız, işte biz böyleyiz, batı bizi dövdü, üst akıl var bizde akıl bile yok, biz gariban adamlarız gelen vuruyor, giden vuruyor... Ya böyle bir şey var... Şimdi oraya da getirmek istemiyorum ama hani parlak bir durumda olmadığımız açık zaten onu anlatmaya çalışıyoruz ama onun sebebini ben açıkçası Allah ile olan aramızın bozuk olmasında arıyorum. Yani bu ne demek? Allah'la arası bozuk. İnşallah olmaz da fakat biz Allah-u Tealayı bizi yaratan, yaşatan, gözeten, hükmeden ama kulluk ne demek, o yardım isteme ne demek? Bunların gerçekten karşılığı yok. Bunların da 3 tane eksik doğurduğunu düşünüyorum... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Türkçe'nin süt dişleriyle şiirler neşretmiş Yunus Emre Hazretlerinin 700. yılındayız. Onu kitapların ve satırların içerisinden çıkarmak için 'Şöyle Garip Bencileyin' program serisi MyMecra'da başladı. Her bölümde farklı bir isim, Yunus Emre Hazretlerinin farklı bir şiirini şerh edecek. İlk bölümde Dr. Ahmet Murat Özel 'Hak Bir Gönül Verdi Bana' şiirini şerh ediyor. Yunus Emre Enstitüsü'nün katkılarıyla hazırlanan 'Şöyle Garip Bencileyin' Pazartesi günleri saat 21:33'te MyMecra'da. Ahmet Murat Özel'in ilk bölümde şerh ettiği Yunus Emre şiiri; 1 Hak bir gönül virdi bana hâ dimedin hayrân olur Bir dem gelür şâdî olur bir dem gelür giryân olur 2 Bir dem sanasın kış gibi şol zemheri olmış gibi Bir dem beşâretden togar hoş bâgıla bostân olur 3 Bir dem gelür söyleyemez bir sözi şerh eyleyemez Bir dem dilinden dür döker dertlülere dermân olur 4 Bir dem çıkar ‘Arş üzere bir dem iner tahte's-serâ Bir dem sanasın katredür bir dem taşar ‘ummân olur 5 Bir dem cehâletde kalur hîç nesneyi bilmez olur Bir dem talar hikmetlere Câlinûs u Lokmân olur 6 Bir dem dîv olur ya perî vîrâneler olur yiri Bir dem uçar Belkîs'ıla sultân-ı ins ü cân olur 7 Bir dem görür olmış gedâ yalın tene geymiş ‘abâ Bir dem ganî himmet ile Fagfûr u hem Hakân olur 8 Bir dem gelür ‘âsî olur Hak zihnini yavı kılur Bir dem gelür kim yoldaşı hem zühd ü hem îmân olur 9 Bir dem günâhın fikr ider tos-togru Tamu'ya gider Bir dem görür Hak rahmetin Uçmaklar'a Rıdvân olur 10 Bir dem varur mescidlere yüzin sürer anda yire Bir dem varur deyre girer İncîl okur ruhbân olur 11 Bir dem gelür Mûsâ olur yüz bin münâcâtlar kılur Bir dem girer kibr evine Firavn'ıla Hâmân olur 12 Bir dem gelür ‘Îsâ gibi ölmişleri diri kılur Bir dem gelür güm-râhleyin yolında ser-gerdân olur 13 Bir dem döner Cebrâîl'e rahmet saçar her mahfile Bir dem gelür güm-râh olur miskîn Yûnus Hayrân olur Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin ile 'Çağrışımlar'... Bir ayağı bu topraklarda, diğer ayağı ile dünyayı ve medeniyetleri gezip bize oralardan haber verecek olan program bundan böyle My Mecra'da Pazartesi günleri yayında olacak. Zengin birikime sahip ve Cumhurbaşkanı eski başdanışmanlarından olan Savaş Şafak Barkçin tadına doyulmaz anlatımlarıyla her hafta farklı mevzuları derinlemesine ele alacak. Çağrışımlar'ın ilk bölümün başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Savaş abi hoş geldin. Savaş Şafak Barkçin: Hoş bulduk merhabalar. Serdar Tuncer: Abi güzel bir seriye başlıyoruz nasipse. 'Çağrışımlar' diyeceğiz adına MyMecra'da. Öncelikle bizimle yürüdüğün için teşekkür ederiz. Savaş Şafak Barkçin: Rica ederim. Ben teşekkür ederim dostlarla bizi buluşturduğun için. Serdar Tuncer: Allah razı olsun ve nasılsın? Savaş Şafak Barkçin: Elhamdülillah... Yani hamd her hal ve şartta Allah-u Teala'ya aittir. Biz Allah-u Teala'ya bi kere var olduğumuz için şükrediyoruz yani o yüzden şu anda sevincim, kederim, sıkıntım, ferahlığımdan ziyade gerçekten ben var olmanın neşesini biraz yaşıyorum sanki yani elhamdülillah bu varlığı bize ikram eden, ihsan eden Allah'tır. Allah bizimle beraber de, biz de inşallah Allah'la beraber oluruz. Şu imanımıza bi dikkat etsek, Allah'la aramızı bi bulsak yani o araya çok çer-çöp döşemesek iyi olur. Benim çok sevdiğim bi arkadaşım var. Bu biraz tasavvufa falan mesafelidir. İşte aracılar der, tefeciler der falan ama tabi çok severiz birbirimizi... Bir gün beni aradı, bir makama atanmak istiyor Ankara'da. "Ya dedi Savaş dedi şunu arattırdım, bunu arattırdım, ona dedi söylettirdim, buna söylettirdim ula dedi hala olmadı benim işler." Dedim bana diyordun aracılar, tefeciler işe girdin diye bak dedim sen Allah'ın takdiriyle kendi arana kaç tane aracı dizdin. Bırak kardeşim bi kere de yani tamam gayretini yapmışsın, torpili de yapmışsın maşallah bırak bundan sonrası Allah'ın işi, olacaksa Allah takdir eder fakat biz sanki Allah-u Teala'ya haşa ve kella onu da bırakmaya pek güvenemiyoruz yani dimi?... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
Bertan Rona Bakışlar'ın bu bölümünde "Hayal Gücümüzü Neden Kaybettik?" sorusunu cevaplar. Bertan Rona bu bölümde başlıca şunları anlattı; Bu haftaki bölümümüzde, başlıkta da görmüşsünüzdür Ankaragücü: 1 Hayalgücü: 0 dedik. Bu tabi bir espri aslında fakat üzerinde durmak istediğim konuyu ifade eden bir espri o da şu; biz modern çağın insanları olarak ne zaman ve neden hayal gücümüzü kaybettik ya da hayal gücümüz, muhayyilemiz neden bu kadar zayıfladı, artık hayal etmez olduk? bunun üzerinde biraz durmak niyetindeyim... Bildiğiniz üzere insanın türlü türlü yetenekleri var. Bunların başında belki akl etmek gelebilir ve tabi akl etmeye bağlı olarak yani biz akl etmeyi, hissetmeyi ayırmış olasak da bunlar birbirine çok ciddi manada bağlı olan üniteler insan açısından... İnsan, hayal etmeden yaşayamayacak bir varlık. Yani insan nefes almadan da yaşayamaz elbette, kalbi atmazsa yaşayamaz, yemeden, içmeden de yaşayamaz ama hayal etmeden de yaşayamaz. Hayal insanı insan yapan unsurlardan bir tanesi. Biz eğer göremediğimiz şeyleri sanki görmüş gibi canlandıramasaydık sanat olmazdı, bilim olmazdı, bana kalırsa din de olmazdı... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
From the publisher's feed

65 Listeners

1 Listeners

13 Listeners

10 Listeners

7 Listeners

50 Listeners

73 Listeners

18 Listeners

10 Listeners

34 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

1 Listeners