MyMecra Podcast

MyMecra Podcast

By MyMecraSociety & Culture
Download on the App Store

MyMecra Podcast episodes

  • Şeytan da Adamı Cennete Götürür - Dinle Neyden - B26 | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde tesirden, zerafetten, samimi olmaktan, kendin olmaktan vb. bir çok incelikten bahsetti.  Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Eskiden ama eskimemiş eskiden bahsederken günümüzde o kıdemli zamanlarının zerafetinin, nezahetinin, inceliğinin olmadığından şikayet edenler var. Doğru bir tespit ama her şikayet edilenin bir çaresinin olduğunu bilerek o çareyi bulmak lazım. Tabi çarenin yüzde ellisi doğru teşhistedir. Efendim hayatımız değişti bugünkü hız ve haz dünyasında zerafete, nezakete, nezahete pek yer kalmadı gibi gözüküyor çünkü hız meselesi, pek basit bir misal arz edeyim; devlet başkanları, hükümet başkanları, kibar ricali devlet eskiden bir vakar içinde yürürlerdi şimdi merdivenleri koşa koşa çıkmak 60-70 yaşındaki adamlara enerjik gözükmek gibi bir olduğundan başka türlü gözükmek riyası yapıyor. Riya olunca tesir olmaz efendim, tesir olmaz. Tesir, samimiyetle olur. Pekala normal adımlarla yürüsek ne olur?  Enerjik olacakmış. Halbuki beyin fonksiyonları, beyin salgıları üzerinde inceleme yapan bütün alimler biliyorlar ki insanın en icad edici yaşı 60'da başlar. 90'larda da yükselir. Tabi ondan önceki hayatını insani ölçüler içinde geçirdiyse... Yani amiyane tabirle morukluk normal yaşayan insanda olmaz bilakis fiili üreticilik değil ama fikri üreticilik yükselir. İşte olduğundan başka türlü gözükerek, kendini olduğundan başka tanıtarak bir şeyler yapılmak isteniyor ama farkındayız dimi efendim, olmuyor. Çünkü arz ettiğim gibi samimi olmayan davranışlar muhataba tesir etmez. Çünkü tesir bedenin algılama gücü veya algılama kapıları olan beş duyuyla değil, gönülle olur. Gönül, riyayı ve samimiyeti hemen anlar. Nasıl anladığını da anlatmaz...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    22 min
  • "Sur Üflendiğinde Bestecinin Kim Olduğu Anlaşılacaktır" - Bertan Rona | Bakışlar

    Bertan Rona Bakışlar'ın bu bölümünde Ölümden, Nefsten, Nefesten, Suradan, Ruhtan, İlk İnsandan ve daha bir çok konu başlıklarından bahsediyor.  Bertan Rona bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Geçtiğimiz günlerde bir dostum bu sur meselesi ile ilgili bir soru sordu bana. İşte kıyamet kopacağı vakit sura üflenecek ondan sonra işte kıyamet kopacak. İşte sura ilk defa üfleniyor daha sonra ikinci defa üfleniyor. Niye acaba dedi burada bir "çalgı" eğer sura bir çalgı diyeceksek yani niye sadece meleğin kendi sesi değil de böyle bir sur adı verilen bir enstrüman söz konusu?... Bu hakikaten benimde daha önce üzerinde düşündüğüm bir konu olmuştu. İlginç bir mesele tabiki biz burada kendi anladığımız şekilde bir takım felsefi düşünceler üretmekle sınırlıyız yoksa bunun dışında herhangi bir iddiamız yok onu ifade etmek isterim...  Bu tabi bazı ayetlerde biliyoruz hani geçer ya bir sayhada hemen yok oluverdiler, bir anda sönüverdiler. İşte müfessirlerimizin açıklamalarına göre sayhayla kast edilen Cebrail'in (a.s) çığlığı. Bir sayhayla noldular? Sönüverdiler, birden sönüverdiler, yok oluverdiler şeklinde. Oysa kıyamette sura üfleneceğini biliyoruz. Bu mesele üzerine acaba neler düşünülebilir, neler söylenebilir? Şimdi öncelikle şunu söyleyelim, tarihte vokal ve enstrümantal karşıtlığı hep ön planda olmuştur müzikte. Vokal-çalgısal karşıtlığı yani mesela mabetlere (kilise olsun, camii olsun) neden acaba insan sesi dışında mesela çalgının, enstrümanın girmesine izin verilmemiştir, cevaz verilmemiştir?...  Bunu anlayabilmek için belki biraz daha, epeyce bir daha doğrusu geriye gitmek gerekir. İlk insanlar ölen birine baktıkları zaman iki gözlemde bulunmuşlar. Bunlardan birincisi hareketin kesilmesi yani ölen kişi hareket etmiyor artık ama ikincisi o kişinin biraz daha yakına gelip baktığınızda nefesinin durması yani artık nefes alıp vermiyor olması. O zaman demişler ki hayatiyet dediğimiz hareket bu uçup giden yani öldükten sonra insandan uçup giden nefesten kaynaklanmaktadır. O nefes varken bütün bir arada duruyor çünkü mezarlıkta bir süre sonra çürüdüğünü de görüyorlar. Demek ki bu uçup giden nefes bir taraftan hayatiyeti sağlıyor, bir taraftan bedeni bir arada tutarak çürümesine engel oluyor...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    15 min
  • Kuşlarla Sohbetin Şartları - Biri Bir Gün - B24 | Serdar Tuncer

    Serdar Tuncer ile “Biri Bir Gün” her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet ediyor.  Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları söyledi;  Hiçbir şey anlatasım yok bu hafta. Öyle susasım var, içime doğru susasım... Ah bir konuşabilsem, bir konuşacak olsam belki yıllar evvel yazdığım bir dörtlüğü okurdum size;  Susar mı şu gönül bir gün gelir de Duyduğum her bir ses sen olur musun? Erir mi var ve yok gün gelir bir de Aldığım her nefes sen olur musun?  Ama konuşasım yok. Susmak enteresan bir şey... Hamuş derler... Belki bugün hamuşana susasım var, şöyle karşılıklı oturup sussak... Çünkü konuşmak o kişinin harcı ki; sükutu da bir şey anlatsın arz edebiliyor muyum? Şah-ı Nakşibend (k.s) buyurmuşlar ya hani; "Bizim sükutumuzdan istifade edemeyen, susuşumuzdan hiçbir şey anlamaz." Ölçüyü böyle koymuşlar. Susuşu fayda etmeyen zatın, konuşmasından da bi fayda olmaz. Hatta bi tık yukarı çıkarıp demişler ki; Nazarı fayda etmeyenin, sohbetinin de bir tesiri olmaz...  Yani susmanın da ötesinde bakacak ve hali değiştirecek, konuşmak o kişinin hakkı. Susacak ve halini karşısındakine giydirecek, konuşmak o kişinin hakkı. Had bilmek diye bahsediyoruz ya bazen, haddini ve hududunu bilmeye bu da dahil. Bir zat senelerce bir mağarada halvete çekilmiş. Senelerce kalmış orada, ibadetle, taatle, zikirle meşgul olmuş. Yıllar sonra dışarı çıktığında çevre ahalisi de toplanmış, acaba hazret bunca yılın tecrübesinin üstünden bize bir sohbet eder mi, bize bir şey söyler mi? diye...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    20 min
  • Bu Devirde Tasavvuf Olur mu? - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer ile "Dinle Neyden" kendine has üslubuyla kaldığı yerden devam ediyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde nefs ile mücadele etmekten ve tasavvuftan bahsetti.   Her hafta farklı konularla yanlış bildiğimiz doğruları çarpıcı üslubuyla izleyenlere anlatan Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde nefs ile mücadele, tasavvuf vb. pek çok konu başlıklarını anlattı.  Ömer Tuğrul İnançer bu bölümün başında şunlardan bahsetti;   Efendim vakt-i şerifler hayr ola, hayırlar feth ola, şerler def ola niyazıyla selamlar sunalım. Bu ilk üç cümlecik tasavvuf hayatında kullanılan bir slogan, gül bank sloganı. Hee vaktiyle öyleymiş diyenlere arz edelim. Vaktiyle değil, hala... Çünkü biz tasavvufu ve tasavvufun ekolleri olan tarikatları sadece ayinleri ve lokalleri olan tekkeler ile tanıyoruz. Tasavvufun ne olduğunu doğru düzgün bilmiyoruz. Onun için bu devirde olur mu, olmaz mı? Bu devrin geçmiş devirlerden farkı daha yüksek bina, daha geniş yol, daha hızlı vasıta mı? Bu mu fark? Neyi değiştiriyor bu? Bakın, yeni icatlar diye bize sunulan şeyler elektrik süpürgesinden her şeye varıncaya kadar çamaşır makinesi, bulaşık makinesi...  Bunların hepsi insanların daha az gayret sarf ederek makine vasıtasıyla vaktiyle çok gayret sarf ettikleri aldığı neticeyi almaktan ibaret. Çamaşır hep yıkanıyordu. Yani kille yıkanır, külle yıkanır, sabunla yıkanır, sodayla yıkanır, çivitli suyla yıkanır, kazanda kaynar, dere başında yıkanır ama çamaşır hep yıkanır. Makineyle yıkanıyor olması mı ilerilik? Bir yerden bir yere gidilen bir ipek yolu var. Deve kervanlarıyla Atlas okyanusundan çin seddine mal taşınıyor. Şimdi trenle, vapurla, uçakla hızlı taşınıyor diye biz ileri miyiz? Bu mu ileriliğin ölçüsü?... Gelin, Beraber Yürüyelim...

    21 min
  • Küsmek Neden Yasaktır? - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer ile "Dinle Neyden" kendine has üslubuyla kaldığı yerden devam ediyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde Kurban Bayramından bahsetti.   Her hafta farklı konularla yanlış bildiğimiz doğruları çarpıcı üslubuyla izleyenlere anlatan Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde Kurban Bayramını anlattı.  Ömer Tuğrul İnançer bu bölümün başında şunlardan bahsetti;  Serdar Tuncer:  Can bula cânânını Bayram o bayram olur Kul bula sultanını Bayram o bayram olur  demişler ve ne güzel demişler.   Bayramım imdi bayramım imdi Yar ile bayram ederler şimdi  demişler ve ne güzel demişler.   Yılda bir kez kurban keser halk-ı âlem ıyd içün Men senin saat be saat dem be dem kurbanınam  demişler ve ne güzel demişler.  Sevgili yüzünde bir başka güzellik var bugün Ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün Güzeller Bayram günü süslenir Seninse bayramları süslüyor yüzün  demişler ve ne güzel demişler. Efendim hayırlı bayramlar olsun, Bayram-ı Şerif'ler mübarek olsun. Büyüklerin ellerinden hürmetle, edeple, küçüklerin gözlerinden muhabbetle öperiz. Kıymetli bir misafirim var. Yanlış oldu. Kıymetli bir ev sahibim var. Gün bayramsa, mevzu kurbansa, okunan şiirler bunlarsa, yanımda duran ve şimdi size takdim edeceğim zat anca evin sahibi olur, hep de olmaya devam eder inşallah. Ömer Tuğrul İnançer Bey hocamla birlikteyiz. Efendim hoş geldiniz, safalar getirdiniz.  Ömer Tuğrul İnançer: Safaya geldik. Mübarek bayramlar. Allah tekrarında cümlemizi şerefyâb eylesin. Bayramlar zaten mübarektir. Bayramın mübarek olsun demek güzel bir temennidir ama benim, senin demenle olmaz. Zaten mübarektir. Allah bu mübarekliğin senide farkına vardırsın manasına gelir. Allah cümlemizin Bayram içinde olduğumuzun idrakini ihsan etsin...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    27 min
  • Necip Fazıl'ı Kim, Nasıl Avladı? - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Serdar Tuncer ile “Biri Bir Gün” kendine has tarzıyla kaldığı yerden devam ediyor. Bu bölümde Serdar Tuncer Necip Fazıl Kısakürek'i anlatıyor.  Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Necip Fazıl Kısakürek'i anlatıyor.  Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikaye;  Bir gün bir adam uçurumun kenarında dolaşırken ayağı kayıp düşmüş neyseki çalı varmış ve ona tutunmuş sonra bağırmaya başlamış:  - Kisme yok mi? - Kisme yok mi? O anda Hızır as. çıkagelir. - Seni bi şartla kurtarırım. Adam ne diye sorar. - Namaz kılacaksın, oruç tutacaksın, hacca gideceksin, zekat vereceksin... Adam bağırmaya başlar: - Başka kisme yok mi?  Tamamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    24 min
  • Arkadaş Çevresi Nasıl Seçilmeli? - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer ile "Dinle Neyden" kendine has üslubuyla kaldığı yerden devam ediyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde arkadaş çevresinin öneminde bahsetti.   Her hafta farklı konularla yanlış bildiğimiz doğruları çarpıcı üslubuyla izleyenlere anlatan Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde Aile, Okul, Çevre vb. pek çok konu başlıklarını anlattı.  Ömer Tuğrul İnançer bu bölümün başında şunlardan bahsetti;   Efendim hayırlar dileyerek, hürmetler ve muhabbetler sunuyorum. Yüksek malumunuz kişi refikinden azar diye bir sözümüz var. Yani refik arkadaş. Bir kişi iyi arkadaş edinmezse onun yoluna gider ve hadis mi yoksa kelam-ı kibar mı emin değilim, 'Bir kötülüğü terk etmek istiyorsanız o kötülüğü beraber işlediğiniz arkadaşlarınızı terk ediniz.' mealinde bir söz var. Bu terbiye meselesin de çeşitli unsurlar söyleniyor psikolojide olsun, sosyolojide olsun işte aile, okul, çevre dedikleri. Demek ki aile her zaman yeterli olmuyor, okul her zaman yeterli olmuyor ama okul ve aile olduğu zaman bile çevre var. Çevre çok önemli. Onun için özellikle yeni yetişme çağında çocuklarımızın kimlerle arkadaş olduklarını uzaktan gözlemeliyiz...  Bunlar böyle kolay nasihatler gibi geliyor ama yapması gayret ister. Oturduğun yerden olmaz. Çocuğumun üstüne başına, yemesine içmesine baktım, kolej parasını verdim gönderdim demek yeterli değildir. Çünkü evladın başına gelen her türlü kötü ahval öncelikle ana babayı üzer. Öyleyse bir müslüman nasıl bir muhit edinmeli kendisine? Önce kendinin müslüman olduğunun farkında olmalı tabi oradan başlıyor çünkü o muhit, çevre denen şeye kendi özü de dahil. Nefsinin hoşuna gidenleri işlemek için o cins arkadaşlara yöneliyor, doğru gördüğü ama nefsine zor gelen işleri işlemek için de öyle arkadaşları seçiyor. Peki nefisten ya da gönülden kaynaklanan bu istekleri biz kişi olarak nasıl ayırt edeceğiz?...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    21 min
  • Dağ Benliğinden Geçtimi Sahra Olur - Bertan Rona | Bakışlar

    Bertan Rona ile “Bakışlar” düşündürmeye, düşündürürken sorgulatmaya kaldığı yerden devam ediyor. Bertan Rona bu bölümde Oryantalist Ressam Jean-Leon Gerome'nin 'Çölde Namaz' tablosundan bahsediyor.  Her hafta farklı konuları ele alarak izleyicilerini farklı yolculuklara çıkaran Bertan Rona bu bölümde Oryantalist Ressam Jean-Leon Gerome'nin 'Çölde Namaz' tablosunu anlatıyor.  Bertan Rona başlıca şunları söyledi;  Bu hafta sizler için üzerinde durmak istediğim konu Oryantalist Ressam Jean-Leon Gerome'nin bir tablosu. 'Çölde Dua' diye çevirmişler ama aslında 'Çölde Namaz' demek daha doğru. Salat kelimesinin tabiki anla içeriğiyle ilgili bir çeviri hatası olduğunu düşünüyorum. Yani öncelikle Arapçadan Fransızcaya ordan da tekrar çevirilirken Türkçeye muhtemelen böyle çevrilmiş oldu. Ancak bizim tabloda karşılaştığımız, gördüğümüz şey aslında namaz kılmak üzere olan biri...  Gerome önemli bir ressam. Oryantalist bir ressam. Özellikle doğu dünyası üzerine çalışmalarıyla tanınan bir ressam. Bildiğim kadarıyla bizim Osman Hamdi Bey'in de hocası olmuş Fransa'da yanlış hatırlamıyorsam. 'Çölde Namaz' adlı tablo Gerome'nin öyle çok öne çıkan, çok fazla bilinen çalışmalarından biri değil ama benim her zaman ilgimi çekmiştir. Tabi şimdi bu çalışma üzerine bir ikonoloji ortaya koyma durumunda değiliz, zamanımız buna izin vermez, ikonografisinden de çok bahsedecek değiliz. Biz sadece bu sınırlı zaman dilimi içerisinde belki bir kompozisyon üzerinde durabiliriz ve onun dışında o kompozisyonun bize verdikleri, bizde uyandırdığı etkiler nedir bunlardan bahsedebiliriz...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    17 min
  • Bi Ok Attım Aşure Oldu - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Serdar Tuncer ile “Biri Bir Gün” kendine has tarzıyla kaldığı yerden devam ediyor. Bu bölümde Serdar Tuncer "Bir Ok Attım Kebap Oldu" hikayesini anlatıyor.  Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta "Bir Ok Attım Kebap Oldu" hikayesini anlatıyor.  Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikaye;  Hikaye bu ya, yıllarca çocuğu olmayan bir şark sultanının nihayetinde bir oğlu olur. Fakat çocuk şehzadelik çağına gelmesine rağmen her ne kadar eğitim verilirse verilsin bir türlü devlet yönetimi ile ilgilenmez. Üstüne üstlük her defasında yeni konular bulur, olur olmaz yerlerde izahı oldukça güç yalanlar uydururmuş. Yalanlarının itibarı da giderek azalmaya başlarmış. Sonunda oğlunun bu durumuna çok üzülen ve kahırlanan sultan, buna bir hal çaresi bulmak için ülkenin en ünlü mollasını huzuruna çağırır. Mollaya, tehditvari bir şekilde; oğluna gereken eğitimi vermesi ve en azından söylediği yalanları akla uygun bir hale getirip, oğlunun halk nezdinde gülünç duruma düşmesini önlemek için kendisini eğitmesini ister. Bunun için kendisine iki yıl süre verir; aksi halde mollanın başını vuracağını söyler.  Aradan geçen iki yılın ardından sultan, tüm halkı bir meydana toplar ve artık eğitiminden kuşku duymadığı oğlunu onlara takdim eder. Amacı şehzadenin iki yıl içinde kat ettiği mesafeyi ahalisine göstermek. Herkesin hazır bulunduğu bu ortamda şehzade: “Bir ok attım kebap oldu” der. Topluluk; “Amma da attın!” demeye başlayınca, molla hemen imdada yetişir:  “Niye atıyormuş ki? Birlikte ava çıkmıştık, şehzademiz havada uçan kuşa okuyla nişan aldı, attı vurdu. Ok kuşla birlikte yere düşerken kayaya çarptı. Çeliğin kayaya çarpması ile sürtünmeden ateş çıktı. Vurulan kuş da bu ateşe düştü, böylelikle de pişmiş oldu ve de nihayetinde kebap oldu.”  Topluluk bu izah karşısında pes etmiş ve şehzadeyi dinlemeye devam etmiş. Mollanın bu harika izahı şehzadeyi aşka getirmiş ve daha büyük bir bomba patlatmış: “Bir ok attım göl oldu.” Ahali bu laftan da bir şey anlamamış ve yine molla ortaya atılmış ve de bir açıklama daha yapmış: “Ey ahali! Şehzademiz veciz konuşmaya devam ediyor, dilerseniz ben açıklayayım. Bir gün kırlarda gezinirken, bir de ne görelim! Büyük bir kaya parçası gölün yatağını kapatmış, göl kurumak üzere. Şehzademiz hemen bir ok attı ve kayayı tam ortasından vurup parçaladı ve göl yine suyla doldu.” Bu açıklamanın ardından halk sevinç içinde ve yüzler tebessümlü, şehzade ise gurur içinde.  Bir müddet sonra alkışlar biter ve şehzade yine söze başlar: “Bir ok attım, aşure oldu.” Ahali yine hiç vakit kaybetmeden gözlerini mollaya çevirir. Ancak molla bakmış bu söz hiç de içinden çıkılır bir söz değil. Ve bu sözün izah edilecek bir yönü de yok. Yerinden doğrulur ve Sultan’ın huzuruna varıp el etek öper ve boynunu bükerek: “Hünkârım, işte kılıç, işte kelle. Haydi kebap meselesini hallettik, sel meselesini de hallettik. Bu aşure de nereden çıktı. Suyu bulsak şeker lazım, şekeri bulsak buğday lazım… Onu da bulsak nohut vs. lazım bunların hepsini ben nasıl bir araya getireyim. Boynum kıldan ince, lakin ben de öğrenmek istiyorum, şu şehzade parçasına bir sorun bakalım; bir ok atar da nasıl aşure olur diye?”  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    20 min
  • Peygamberimiz Kaç Yaşında Hangi Evlilikleri Yaptı? - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer ile "Dinle Neyden" kendine has üslubuyla kaldığı yerden devam ediyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde anne ve babanın öneminden bahsetti.  Her hafta farklı konularla yanlış bildiğimiz doğruları çarpıcı üslubuyla izleyenlere anlatan Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde anne, baba vb. pek çok konu başlıklarını anlattı.  Ömer Tuğrul İnançer bu bölümün başında şunlardan bahsetti;  Efendim nice hayırlı günler dileyerek selamlar sunuyorum. Allah'ın her günü bir deniyor ama Bayram, Kandil, Ramazan hatta Cuma demek ki bir değil. Bi de Allah'ın her günü birse niye Mayıs ayının ilk haftasında anneler günü, Haziran ayının filan haftasında babalar günü demek ki her gün aynı değil. 2021'in anneler günü ve babalar günü geçti Allah nicelerine kavuştursun. Tabi ana-baba deyince günü olmaz. 365 gün anneler günüdür, 365 gün babalar günüdür ayrı... Ne mutlu annesi babası var olupta onların rızasını kazanabilene, onların gönlünü hoş tutabilene...  Ben şahsi tecrübemle arz edeyim ki şimdi elini öpecek anam babam yok. Ha elhamdülillah Allah onu değiştiriyor elimi öpecek torunlarım var amenna ama torun başka, ana başka ve biz anne deyince bizi dünyaya getiren veya gelmemize vesile olan biyolojik annemizden gayrısını pe hatırlamayız, ilk anda aklımıza gelmez. Varlıklarını inkar etmeyiz ama anne deyince akla bizi dokuz ay taşıyan, emziren, besleyen, büyüten biyolojik annemiz gelir...  Dokuz ay deyince biraz müsadenizle hani keser hep böyle kendine yontarmış ya, rende de hep sana hep sana yontarmış ya halbuki testere gibi bi sana, bi bana yontmak lazımmış. Onun için hep annelere yontuyorlar bu dokuz ay meselesini ben şunu söyleyeceğim müsadenizle... Evet anne dokuz ay yavrusunu taşır, baba bir ömür taşır bunu da unutmamak lazımdır çünkü o yavrunun da, onu dünyaya getirip dokuz ay taşıyan ananın da rızkı, terbiyesi her şeyi babanın yükümlülüğündedir...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    20 min

About MyMecra Podcast

From the publisher's feed

Gelin ‘Beraber Yürüyelim’

More shows like MyMecra Podcast

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

65 Listeners

Hayati İnanç — Can Veren Pervâneler by Ahmet Çadırcı

Hayati İnanç — Can Veren Pervâneler

1 Listeners

Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler by Fatma Bayram

Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler

13 Listeners

Burda Olan Burda Kalır by Zafer Algöz Can Yılmaz

Burda Olan Burda Kalır

10 Listeners

Kuran Dinle by Kuran Dinle

Kuran Dinle

7 Listeners

Barış Özcan ile 111 Hz by Podbee Media

Barış Özcan ile 111 Hz

50 Listeners

Meksika Açmazı by Karnaval

Meksika Açmazı

73 Listeners

Haddini Aşan Yaşam Rehberi by Podbee Media

Haddini Aşan Yaşam Rehberi

18 Listeners

Terapist Koltuğu by Merve Başibüyük

Terapist Koltuğu

10 Listeners

Bir Aile Meselesi by Bir Aile Meselesi

Bir Aile Meselesi

34 Listeners

Tefsir Dersleri/ Dilâra Tekin by Dilâra Tekin

Tefsir Dersleri/ Dilâra Tekin

0 Listeners

Sinan Canan'la İnsanın Fabrika Ayarları by Bubble Works Media

Sinan Canan'la İnsanın Fabrika Ayarları

0 Listeners

Derinden Sesler by Podbee Media

Derinden Sesler

0 Listeners

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali | Dinle ve Anla by Kuran Dinle

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali | Dinle ve Anla

0 Listeners

Tarihte Acaib ve Garaib by Podbee Media

Tarihte Acaib ve Garaib

1 Listeners