MyMecra Podcast

MyMecra Podcast

By MyMecraSociety & Culture
Download on the App Store

MyMecra Podcast episodes

  • Aşık Olan Neylesin? - Biri Bir Gün - B28 | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de "Yavuz Sultan Selim Han ve Hasan Can" hikayeleri anlatıyor.  Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikayelerden birkaçı;  Rivayete göre mısır seferine çıkacakları gün kayıkla Üsküdar’a geçerken Sultan, yoldaşına takılarak; “Hasan Can kahvaltı yaptın mı?” diye sorar. Hasan Can, “Beli (evet) sultanım!” cevabını verir.  “Yumurta seversin değil mi? diye soran Sultan’a Hasan Can; “Beli sultanım!” der. Aradan yıllar geçer. Yollar, yıllar savaşlar ve zaferlerden sonra nihayet Mısır seferinden dönerken İstanbul’da yine sandalla bu kez Sarayburnu’na dönerken Sultan Selim ansızın Hasan Can’a döner; “Nasıl bre?” diye sorunca cevap ışık hızıyla gelir: “Rafadan sultanım!”  ...  Mısır Seferinden döndükten sonra, Edirne’ye hareket etmek üzere olan Yavuz Sultan Selim, Hasan Can’la saray bahçesini gezerken sırtına batan bir şeyden şikayet eder. Sultan’ın düğmelerini çözüp sırtında henüz baş vermiş, etrafı kızıl, olmamış katı bir çıban gören Hasan Can, “Padişahım büyük bir çıbandır, henüz hamdır, zorlamak uygun değildir, bir münasip merhem koyalım.” deyince, Yavuz; “Biz çelebi değiliz ki, bir çıban için cerrahlara müracaat edelim.” şeklinde karşılık verir.  Daha sonra hamamda çıbanı ovduran Sultan Selim, yaranın büyümesi üzerine Hasan Can’a; “Seni dinlememekle kendimizi telef ettik.” demektedir. Hastalığının ağırlaşmasına rağmen hedefi olan Macaristan’a doğru Edirne’den yola çıkan Sultan Yavuz, Sırt köyüne gelindiğinde hareket edemeyecek kadar takatsiz düşer.  Yattığı yerden bir ara nedimine dönerek; “Hasan Can, bu ne haldir?” buyurunca, Hasan Can ise “Sultanım Allah'u Teala ile olacak zamandır.” der. Yavuz ise “Hasan Can bizi bunca zamandan beri kiminle bilirdin? Cenab-ı Hakk’a teveccühümüzde kusur mu gördün?” dedikten sonra ondan Yasin suresini okumasını ister.  Hasan Can, Yasin suresini okurken Padişah da kendisine iştirak eder. İkinci defa okurlarken, 'Selamun kavlen min Rabbirrahîm' ayetini okuduktan sonra Kelime-i Şehadet getiren Yavuz, ruhunu teslim eder.  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    23 min
  • Çocuk, Anne ve Babanın Kölesi Değildir - Dinle Neyden - B29 | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde ana-baba ve çocuk hakkından bahsetti.  Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Malumunuzdur ki hukuk, hak kelimesinin çoğuludur. Tekil olarak kullanıldığında bir kurum anlaşılır. Hak ise tek tek birbirimizin üzerindeki yükümlülükler anlaşılır. Evvela bizim biz olmamıza vesile olan (madde aleminde ve maddi olarak) ana-babamız var. Onların da bir bey ve hanım olmaktan çıkıp anne ve baba olmalarınıda temin eden biziz yani karşılıklılık var. Hani öyle demiş ya bir veli zat; sen olmasaydın ben olmazdım ama ben olmasaydım sende bilinmezdin. Bir karşılıklılık var. Ve bu karşılıklılık mutlaka bizde bir görev, vazife uyandırıyor...  Bu vazife ve görevi yerine getirme karşı tarafta hak uyandırıyor. Fakat bir de herhangi bir vazifeye bağlı olmayan, müstakil verilmiş haklar var. Bunları hiçkimse, bu hakları asla kötüye kullanamaz. Bizim inanç sistemimizde ana-baba hakkı çok konuşulur, çok öne çıkarılır fakat evladın ana-baba üzerindeki hakkı pek konuşulmaz. Daha doğrusu evladın ana baba üzerinde hakkı var mıdır, yok mudur bilinmez, yok kabul edilir ve bu yanlış kabulün neticesinde maalesef toplumumuzda bir çok ana baba kendisini yavrusunun sahibi zanneder. Yavruyu da kölesi zanneder...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    26 min
  • İnsan Nasıl Şeytanlaşır? - Bertan Rona | Bakışlar

    Bertan Rona Bakışlar'ın bu bölümünde oldukça ilginç bir konu başlığını ele alıyor: "Şeytan tercüme yapar mı?"  Bertan Rona bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Bu bölümde şeytan tercüme yapar mı? gibi bir başlığımız var. Hakikaten tercüme ne demek ki şeytan tercüme yapsın acaba böyle bir şey mümkün olabilir mi? arada ne tür bir ilgi söz konusu olabilir bu iki sorunun izini sürmeye çalışacağız birlikte. Şeytan kelimesini hepimiz biliriz, iblis kelimesini de hepimiz biliriz. Sanki iblis daha çok o isimle anılan varlığın Allah'la olan ilişkisine gönderme yapan adlandırma iken şeytan ise insanla ilişkisine, insan bakımından taşıdığı anlama dair bir referans ortaya kokuyor sanki... Şeytanla ilgili neler duymuşuzdur?  Mesela melun. Ne demek melun? Lanetlenmiş. Peki, bunlar ne anlam taşımaktadır? Yani bu noktada, bu sıfatların aslında müşahhas, son derece açık, net bir şekilde karşımızda duran, durabilecek olan bir varlığı ifade etmediği gibi bir düşünceye saplanmanın anlamı yok. Bu düşünce çok çok doğru olmaz elbette ama bunun yanı sıra başka bir takım çağrışımlarının, sembolik manalarının da peşine düşmek gerekir bunda bir sakınca yok. Daha evvel de belirtmiştim, yeter ki pergelin sabit ayağı yerinde dursun. Onu kaybetmediğiniz zaman diğer konularda sonuna kadar araştırma ruhsatı size verilmiş, ruhsatında ötesinde emir de olduğunu düşünüyorum ben bu konuda... Yani sorun, araştırın yeter ki ayak kaymasın bu önemli...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    15 min
  • Cennete Gitmek Çok Kolay - Biri Bir Gün - B27 | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de "Hazreti Musa'nın (a.s) Cennetteki Komşusu" hikayesini anlatıyor.  Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikaye;  Musa Aleyhisselam bir gün: “Ya Rabbi, Cennet’te benim komşum kim olacak, bana bildir de gidip onunla görüşeyim.” dedi. Musa Aleyhisselam’a şöyle vahiy edildi:  "Falan beldeye git! Orada çarşının başında bir kasap dükkanı var. O dükkanın sahibi olan kasabı gör! O veli bir kulumdur. Yalnız bilesin ki, onun çok önemli bir işi vardır. Çağırırsan gelmez. İşte o senin cennetteki komşundur."  Musa Aleyhisselam hemen bildirilen yere gitti. Kasabı buldu ve ona: “Ben sana misafir geldim.” dedi. Kasap, Musa Aleyhisselam’ı tanımıyordu. Ona ‘Hoş geldin’ deyip bir kenara oturttu. Dükkandaki işi bitince de alıp evine götürdü. Evinin baş köşesine oturtup çok ikramda bulundu. Musa Aleyhisselam, ev sahibini dikkatle takip ediyordu.  Ev sahibi kasabın ocakta çömlek içinde et pişirdiğini gördü. Et pişince çömlekteki eti küçük küçük parçalara ayırdı. Bunları bir tabağa koyup bir kenara bıraktı. Sonra bir et parçası daha çıkartıp, onu da misafiri Musa Aleyhisselam’a ikram ederek dedi ki: “Benim önemli bir işim var. Sen beni bekleme yemeğini ye!” Sonra da yanından ayrıldı. “Önemli bir işim var.” deyince, Musa Aleyhisselam, ‘önemli işi nedir’ diye merak etti ve gizlice kasabı takip etti.  Kasap, Musa Aleyhisselam’ın yanından ayrıldıktan sonra, yandaki odaya geçti. Duvarda asılı duran büyük bir zembili indirdi. Zembilde çok ihtiyar, mecalsiz bir kadın vardı. Kadına küçük küçük parçaladığı etleri yedirdi. Karnını güzelce doyurduktan sonra, altındaki kirlenmiş bezleri aldı, yerine temizlerini koydu. Sonra kirli bezleri yıkayıp astıktan sonra ellerini yıkayıp Musa Aleyhisselam’ın yanına geldi.  Daha yemeğe başlamadığını gören kasap sordu. “Niçin yemeğe başlamadınız?” Musa Aleyhisselam, “Sen bana zembildeki sırrı söylemedikçe bir lokma bile yemem.” dedi. “Mademki merak ettin anlatayım: Ey misafir, bu zembildeki benim yaşlı annemdir. Çok yaşlı olduğu için takatten düştü. Evde bakacak başka kimsem de yok. Evleneceğim; fakat hanımım annemi incitir, onu üzer diye evlenemiyorum. İşe gittiğimde herhangi bir hayvanın kendisine zarar vermemesi için onu gördüğün gibi bir zembile koydum. Her gün gelip iki öğün yemek yediriyorum.  Diğer hizmetlerini de görüp gönül rahatlığıyla işime gidiyorum.” Bunun üzerine Musa Aleyhisselam dedi ki: “Ancak anlamadığım bir şey daha var. Sen annene yemek yedirip su içirdikten sonra, dudaklarını kıpırdatıp bir şeyler söyledi, sen de AMİN dedin. Annen ne söyledi ki amin dedin?” “Annem, her hizmet edişimde ‘Allah seni Cennet’te Musa Aleyhisselam’a komşu eylesin’ diye dua eder. Ben, hiç ihtimal vermediğim halde, bu güzel duaya ‘amin’ derim.  Ben kimim ki, o büyük peygamberle komşuluk edebileyim. Onunla komşuluk edebilecek ne amelim var ki?” O zamana kadar kim olduğunu saklayan Musa Aleyhisselam, buyurdu ki: “Ey Allah’ın sevgili kulu, ben Musa’yım. Beni sana Allah–u Tealâ gönderdi. Annenin rızasını kazandığın için Cennet–i Â’lâ’yı ve orada bana komşu olmayı kazandın.”  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    23 min
  • Kimin Sözünü Dinliyorsan Onun Kulusun - Dinle Neyden - B28 | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde zamanımızın en büyük hastalığı olan BEN konusundan bahsetti.  Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Hani bir söz var; Sen çıkarsan aradan, kalır seni yaratan. Doğru da ben nasıl aradan çıkacağım? Söze bile ben diyerek başladık nasıl çıkacağım aradan? Bir zat-ı şerif, pek Ehl-i Kemal sormuşlar; Nasıl böyle oldunuz efendim? diye. Hani Niyaz-i Mısri efendimiz buyuruyor ya;  Bir göz ki anın olmaya ibret nazarında Ol düşmanıdır sahibinin baş üzerinde  Yani, ibret almayan bir göz başının üstünde taşıdığı bir düşmandır kişinin. Ben böyle bir hadiseye muttali oldum ve öyle bir irşad kazandım buyuruyor. Nasıl oldu efendim diyorlar? Sıcak bir günde, bir su kenarında gölgede dinleniyor idim. Susamış, dili dışarıda bir köpek geldi. Rüzgar falan da olmadığı için su durgun, su içmek için yanaştığında durgun suda kendi aksini görünce ürktü, geri çekildi, suyu içemedi. Ben de uzaktan seyrediyorum. Sonra bir daha geldi, yine ürktü. Kendinden değil, kendinin aksinden, yansımasından ürktü. Hani ben aynada kendimi görürüm diyoruz ya, aman ha bu yanlışlığa düşmeyelim. Biz aynada kendimizi görmeyiz, kendimizin aksini görürüz. Kendimizi görmemiz için kendimizde uzaklaşmamız lazımdır ki kendimizi görelim. Onun için köpek kendinden değil, kendi görüntüsünden, aksinden korktu. Bu üç defa böyle oldu fakat susuzluk canına tak ettiği için sonunda köpek kendini suya attı kana kana içti. Ben o zaman dedim ki...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    17 min
  • Sen Olmadan Ben Olmaz - Bertan Rona | Bakışlar

    Bertan Rona Bakışlar'ın bu bölümünde mutluluk nedir, mutluluk neyi ifade etmektedir, mesut olmak ile memnun olmak arasındaki fark nedir gibi bir çok konu başlıklarından bahsediyor.  Bertan Rona bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Sevgili dostlar yıllar evvel sosyal medyada bir paylaşım görmüştüm böyle bir görsel aslında. Orada şöyle diyordu ip atlayan bir fil var biliyorsunuz filler ip atlayamaz daha doğrusu filler zıplayamıyormuş Burada ip atlayan bir fil resmi, bir ironi var aslında, altında da şöyle yazıyor; Mutluluk içimde çünkü onu yedim. Şimdi hakikaten baktığınızda mutluluk ne nedir, çağımız insanı için mutluluk neyi ifade etmektedir mesela mesut olmak ile memnun olmak arasında nasıl bir fark vardır, bu farkın bizler farkında mıyız? bunları düşünmek gerekir ve bulduğumuz her şeyi ağzımıza atarak, çok hızlı bir şekilde yiyerek, tüketerek aslında bizler ne yapmaya çalışıyoruz ya da yaptığımızın farkında mıyız bunları hakikaten düşünmek gerekir...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    16 min
  • Vardır Bunda da Bir Hayır - Biri Bir Gün - B26 | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de "Vardır Bunda da Bir Hayır" hikayesini anlatıyor.  Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikaye;  Zamanın birinde bir padişah yaşarmış. Padişah avlanmayı çok sever, sık sık avlanırmış. Padişahın aklı-selim, her şeyini ona danıştığı “Her şeyin hayırlısı, her şeyde bir hayır vardır.” cümlesini dilinden düşürmeyen bir de veziri varmış. Padişahın başına bir şey gelse vezir hep; “Padişahım üzülmeyin her şeyde bir hayır vardır.” dermiş. Padişah da vezire bu yüzden çok kızarmış.  Yine bir gün padişah vezirine “bugün ava nereye gidelim” diye sormuş, vezir bir yer tarif etmiş. Oraya gitmişler fakat avlanırken padişah elinden yaralanmış, eli kanamış ve elinin yarasını sarmışlar. Padişah vezirine kızmış, “senin yüzünden oldu” demiş. Vezir yine aynı cevabı vermiş ; “Her işte bir hayır vardır padişahım, üzülmeyin.” demiş.  Bunun üzerine padişah vezire çok kızıp, ben elimi kesiyorum, sen bana “Her işte bir hayır vardır” diyorsun deyip veziri zindana attırmış. Vezir zindana giderken yine “Her işte bir hayır vardır” deyip gitmiş. Padişah yine öfkelenmiş, “adamı zindana attırıyorum adam yine aynı şeyi söylüyor” demiş.  Padişah avlanmak için az bir adamla başka insan ayağı değmemiş bir yere gitmiş, avlanırken oranın yerlileri bunlara baskın yapmış, esir etmişler. Yerliler her gün bir esiri kendi inançları gereği kurban ediyorlarmış, sıra padişaha gelmiş ama onu serbest bırakmışlar. Çünkü yerlilerin inancına göre sakat veya, bir yeri yaralı adamdan kurban olmazmış. Yerlilerin inançları gereği padişah ölümden kurtulmuş.  Padişah vezirini düşünüp ona hak vermiş. Hemen ülkesine dönüp vezirini serbest bıraktırmış. Pişman olmuş, af dilemiş vezirden. Ama yine soruyu sormuş; “Hadi benim elimin kesilmesini anladık, peki senin zindana girmendeki “hayır” nedir demiş.  Vezir de; “bende zindana girmeyip sizinle gelseydim, yerliler şimdi diğerleri gibi beni de kurban etmiş olacaklardı demiş.”  Herşeyin en hayırlısını bilen yalnızca Allah’tır. Başımıza bir musibet, bir bela geldiği zaman hemen öfkelenmemek lazım. Her işte vardır bir hayır. İşiniz  yolunda gitmiyorsa, sıkıntılarınız varsa her zaman bu hikayeyi aklınıza getirin.  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    18 min
  • Edepsizden İlim Zuhur Etmez - Dinle Neyden - B27 | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde zamanımızın en büyük hastalığı olan BEN konusundan bahsetti.  Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları anlattı;  "Ben bilmez idim gizli ayân hep sen imişsin Tenlerde vü cânlarda nihân hep sen imişsin Senden bu cihân içre nişân ister idim ben Âhir bunu bildim ki cihân hep sen imişsin"  Ahh o bildim diyip bilmeyenler... Selamı ihmal etmeyelim, selamlar olsun hepinize. Ne güzel ben bilmez idim ile başlıyor. Ama şimdi öğrendim lafı da var ben bilmez idimin içinde. Ahir bunu bildim ki cihan hep senmişsin, bir bilme var sonunda...  "Gör zâhidi kim sâhib-i irşâd olayım der Dün mektebe gittim bugün üstâd olayım der"  Bu kadar ucuz değil bu işler. Hatta daha sade ama halkımızın kullandığı bir tabir var; tablaya binmeden kiraz oldum demek. Malum eskiden meyve tahta tablalarda kenarı çok yüksek olmayan yuvarlak tabla adı verilen, üst üste binip alttaki ezilmesin ve üstüne iyiyi koyup altına kötüsü gizlenmesin diye ensiz tablalarda satılırdı. Kiraz ağaçtan toplandıktan sonra pazara o tablalarda getirilirdi. Kiraz toplanırken eğer o sırıkla vurarak toplanıyorsa arada hem dal kırılması, hem de ara sıra sırığın isabetiyle olmamışlarda aşağıya düşebilir onlar satılmaz, ayıp. Yani tablaya binmek için olmak lazımdır. Ama öyle olmuyor...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    22 min
  • Görünüşe Aldanma - Bertan Rona | Bakışlar

    Bertan Rona Bakışlar'ın bu bölümünde Irkını merak ediyor musun? İnsan ırkını merak eder mi? Irk ile merak arasında bir ilgi var mı? Irk nedir? konu başlıklarından bahsediyor.  Bertan Rona bu bölümde başlıca şunları anlattı;  Bu bölümümüzde, bu hafta ilginç olduğunu düşündüğüm bir konuyu yine sizlerle paylaşmak istiyorum. Son derece ilginç bir başlık oldu hakikaten de; Irkını merak ediyor musun? İnsan ırkını merak eder mi? Irk ile merak arasında bir ilgi var mı? ya da Irk nedir? tüm bunların bizim konularımızla ilgisi nedir biraz bunlar üzerinde duralım tabi bize ayrılan süre çerçevesinde...  Şimdi hayat nedir diye düşünecek olursanız aslında son derece basit bir cevapları olan, son derece basit bir sorudan yola çıktığınız izlenimi edinebilirsiniz. Öyle ya hayatın ne olduğunu üç aşağı beş yukarı biliyoruz fakat biraz kurcalamaya başlayınca işin aslında o kadar kolay olmadığını yani hayat denilen olguyu tanımlamanın pek de kolay olmadığını görmüş olursunuz. Şöyle söyleyelim; İnsan canlı bir varlıktır öyle kabul edilmekte tamam çok güzel canlı ama acaba insanın bedeninde bu hayatiyet, bu canlılık nereden itibaren başlamaktadır soru bu...  Yani aslında tek tek organlarımızı ele aldığımızda bunların pek çoğunun cansız olduğunu görüyorsunuz. Ama hocam hücreler canlı? Çok güzel hücreler canlı ama o canlı hücreyi var eden parçacıklar yani atomlar onun alt parçaları bunların tamamı cansız. Yani atomlar cansızken onlardan oluşan hücre nasıl canlı oluyor? Yani canlılık, hayatiyet dediğimiz şey insan bedeninin neresinde başlamaktadır? İşte bunu düşünecek olursak o sorunun yanıtlanmasının öyle pek de kolay olmayacağını anlamış oluruz...  Devamı videoda...  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    16 min
  • Selden Adam Kurtaran Adam - Biri Bir Gün - B25 | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer bu hafta Biri Bir Gün'de "Selden Adam Kurtaran Adam" hikayesini anlatıyor.  Serdar Tuncer’in Biri Bir Gün’de anlattığı hikaye;  Senelerce önce, bir adam büyük sel felaketi yaşayan bir memlekette bir çok kişiyi selden kurtarmış. Herkes büyük sevinç yaşamış ve bu adama karşı hayranlıklarını her defasında dile getirmişler. Cesareti ve yaptığı iyiliklerin ağızdan ağıza dolaşması neticesinde zamanla bu şahıs 'Selden Adam Kurtaran Adam' diye tanınır olmuş. Çok uzak diyarlardan bir sürü insan bu selden dam kurtaran adamı görmek ve maceralarını dinlemek için akın etmişler. Selden adam kurtaran adam da yaşadıklarını ve kahramanlıklarını herkese anlatır olmuş. Bu hal adamda öyle bir alışkanlık haline gelmiş ki, hayatta en çok zevk aldığı olay selde yaşadıklarını ve nasıl adam kurtardığını anlatmak olmuş. Zamanı gelmiş, vadesi dolmuş ve meşhur 'Selden Adam Kurtaran Adam' vefat etmiş. Tabii iyi bir insan olduğu ve insanlara faydalı işler yaptığı için cennete buyur etmişler adamı.  Adam büyük bir neşe ile cennete girmiş. Günler güzel güzel geçerken zaman gelmiş adam hayatında bir şeylerin eksik olduğunu fark etmiş. Adam düşünmüş, taşınmış ve bu eksikliğin 'Selden Adam Kurtaran Adam' diye meşhur olduğu hadiseyi kimsenin dinlemeye gelmemesi olduğunu fark etmiş. Canı sıkkın bir vaziyette dolaşırken 'burası cennet ne dilersem olur' diye düşünüp, sorumlulara bir isteği olduğunu bildirmiş. Adam burada kimsenin kendisinin selden nasıl adam kurtardığını sormadığını ve bu maceralarını anlatamadığı için canının çok sıkıldığını söylemiş. İsteğini dinleyen sorumlular, selden adam kurtaran adamın hikayesini anlatabilmesi için cennette bir konferans ayarlayabileceklerini söylemişler.  Adam çok sevinmiş ve yeniden dünya günlerindeki gibi kendisine hayran bir kitlenin toplanacağını ve yeniden eski mesut günlerine döneceğini düşünmüş. O yüzden de adam konferans gününü iple çekmeye başlamış. Nihayet konferans günü gelmiş ve deniz kenarında muhteşem bir platform kurulmuş. Dinleyiciler gelip yerlerini almışlar. Selden adam kurtaran adam büyük bir heyecan ve gururla kürsüye doğru yönelmiş. Tam konferansına başlayacakken bir sorumlu yanına gelmiş ve heyecandan kalbi fırlayacak gibi atan 'Selden adam kurtaran adamın kulağına şu ifadeleri fısıldamış;  'Efendim, şu en önde oturan uzun beyaz sakallı zatı görüyor musunuz?' Adam her halinden önemli biri olduğunu hissettiği dinleyiciye bakmış ve böyle bir şahsın dahi kendisini dinlemeye gelmesine sevinerek 'Evet' demiş. Ne güzel değil mi? Kimdir bu zat? Sorumlu; 'O şahıs Nuh Peygamberdir efendim, anlatırken biraz dikkatli olursanız iyi olur' demiş.  Kıssadan hisse; Hiç kimse vazgeçilmez değildir, Herkesin anlatacak bir hikayesi vardır, yaptığımız işlerle övünürken dikkatli olmak gerekir, işleri sizden daha iyi yapan birisi daima vardır....  Gelin, Beraber Yürüyelim...

    26 min

About MyMecra Podcast

From the publisher's feed

Gelin ‘Beraber Yürüyelim’

More shows like MyMecra Podcast

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

65 Listeners

Hayati İnanç — Can Veren Pervâneler by Ahmet Çadırcı

Hayati İnanç — Can Veren Pervâneler

1 Listeners

Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler by Fatma Bayram

Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler

13 Listeners

Burda Olan Burda Kalır by Zafer Algöz Can Yılmaz

Burda Olan Burda Kalır

10 Listeners

Kuran Dinle by Kuran Dinle

Kuran Dinle

7 Listeners

Barış Özcan ile 111 Hz by Podbee Media

Barış Özcan ile 111 Hz

50 Listeners

Meksika Açmazı by Karnaval

Meksika Açmazı

73 Listeners

Haddini Aşan Yaşam Rehberi by Podbee Media

Haddini Aşan Yaşam Rehberi

18 Listeners

Terapist Koltuğu by Merve Başibüyük

Terapist Koltuğu

10 Listeners

Bir Aile Meselesi by Bir Aile Meselesi

Bir Aile Meselesi

34 Listeners

Tefsir Dersleri/ Dilâra Tekin by Dilâra Tekin

Tefsir Dersleri/ Dilâra Tekin

0 Listeners

Sinan Canan'la İnsanın Fabrika Ayarları by Bubble Works Media

Sinan Canan'la İnsanın Fabrika Ayarları

0 Listeners

Derinden Sesler by Podbee Media

Derinden Sesler

0 Listeners

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali | Dinle ve Anla by Kuran Dinle

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali | Dinle ve Anla

0 Listeners

Tarihte Acaib ve Garaib by Podbee Media

Tarihte Acaib ve Garaib

1 Listeners