Hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
Ama atıldı yine de serüvenlere
Vakti olmadı acıların hesabını tutmaya
Durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı.
Yangınlarla geçti ömrü ve hep yalnızdı
– ki onlar daima birer yalnızdılar
ve ne zaman kopup Gitmişti o kentten? anımsamıyor artık
Her yolculuk, yangınların başladığı yereydi
İçinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi
Ay bile soğuktur o zaman,
Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara,
Ki, bir ömrün karşılığıdır serüvenler
Biraz da serüvendi yaşamak
Belki yatkındı büyük yolculuklara,
Ki serüvenler, daima büyük aşklar
Ve büyük yolculuklarla başlar...
Ve hep kar yağardı nedense
Durmadan kar yağardı yol boyunca
Ve nasılsa yok olup giderdi hüzün
Kent görünmez olunca arkada,
Ne bir veda sözcüğü dökülürdü dudaklarından,
Ne de dönüp bakardı geriye bir kez olsun
Ne zaman yollara düşse, biterdi acılar
Gül yüzlü sular, fışkırırdı toprağın karnından
Güneşin batışını seyretmek ölümdür biraz
Kitapları hep aynı raflara sıralamak
Aynı eşyayı kullanmak eskimektir biraz
Soluk soluğa yaşamalı insan
Her sabah yeni bir şeyler görebilmeli
Ve cehenneme dönse de bir ömür, Mutlaka bir şeyler değişmeli her/gün
Ey o büyük yolculukların ürperten heyecan!
Okyanus dalgalarının sesleriyle dol bu ömre
Ölüme ve aşka durmadan kement atan Serüvenlerle geçsin yaşamak
Buz tutmuş bir dünya ortasında, Yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla...
Sarsılan gök, yarılan toprak
Çelik uğultularla burgaçlanırken,
Yaşamak işte öylesine kucaklardı onu
Ve her nasılsa bir sevinç dolardı yüreğine
Soluk soluğa yaşadı kentleri,
Bağlanacak kadar kalmadı hiçbirinde
Pervasız bir acemi, bir çılgın
Soyu tükenen bir bilgeydi belki de…
O yalnız, kaybetmesini öğrendi ömründe
Avucundan dökülen kum taneleriydi her şey
Sevince deli gibi severdi
Yoktu bağlandığı herhangi bir şey
Bulutlar gibi çekilip giderdi seslerin arasından
Ne bilir ömrün değerini bir çılgın?
Yalnızca kendini yaşamayı nereden bilebilir?
Ve başarısız eylemler çağında o, Kaçabilir mi binlerce kez ölmekten?
Yerleşik yargıları olmadı hiç,
Kurmadı güzel gelecek düşleri,
Nerede bir yangın, nerede tehlike O mutlaka oradaydı birdenbire
özgür sayılırdı belki, Ama bağlanmazdı özgürlüğe de
Hiçbir yerde yeterinden çok kalmadı
Geride kalan ne varsa soluktur şimdi
Titreyen kandiller gibi sönmek üzeredir
O eski konaklar gibidir anılar
nasıl bağlanmadıysa yere ve zamana,
bağlanmadı kendine de ömür boyu...
soluk soluğa yaşamak istedi dünyayı
bir şahin gibi bulutlara kurdu çadırını
sıradan bir gezgin değildi hiç...dövüşür gibi yaşadı yolculukları
belki korkusuz sayılmazdı büsbütün,
korkardı korkulara düşmekten zaman zaman
yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
mutlu muydu? hiç düşünmedi böyle şeyleri
umutlardansa nefret etti daima
hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
ama atıldı yine de serüvenlere
soyu tükenen bir bilgeydi belki de...
Ama bir şey vardı yine de
Başarısız ihtilallerden kendine kalan